Çözüm süreci boyunca ülkemizin Güneydoğu'sunda devletin kendi kabuğuna çekilmesi asker ve polislerin operasyonlardan uzak tutulması hiç alışık olmadığımız bir durumdu.Bölgedeki havayı sürekli koklaması gerekenler ise olup bitenden ne kadar haberliydi,bilmiyoruz.Eğer gerçekten haberli olsalardı şimdi Güneydoğu'da yaşananlar yaşanır mıydı?
Güneydoğu'da illerin, ilçelerin,köylerin bölücü terör örgütü tarafından mahalle mahalle silah deposuna çevrilmesi, sokakların hendeklerle direnişe hazır hale getirilmesi elbette gecenin karanlığında yapılan işler değildi.Bölgeyi baştan başa bir çatışma ortamına hazırlayan bölücü terör örgütünün görmezden gelinmesi, hiçbir şeye uygun değildi.Akıl tutulması yaşanmadıysa yaşanan neydi? 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimlerinden sonra Güneydoğu'da yaşanan terör olayları ve bu olaylarda verdiğimiz şehitlerimiz, çözüm sürecinde büyük hatalar yapıldığını acı bir tecrübeyle hepimize göstermeye devam ediyor…Son zamanlarda verdiğimiz şehit sayısı, hiç de az değil.Ne acıdır ki, her gün şehit cenazesi kaldırıyor,yeni şehit haberleri alıyoruz.Halbuki çözüm süreci başlamadan Güneydoğu'da yerleşim yerleri bölücü terör örgütü tarafından bu kadar aleni silah deposu haline getirilmemiş ve işgal edilememişti.Sadece Diyarbakır'ın Sur İlçesi'ne ve orada yaşananlara bakmak bölgenin ne zaman ne hale geldiğini anlamamız için yeter de artar bile.Güneydoğu Bölgesi'nde son zamanlarda verdiğimiz şehit askerlerin ve şehit polislerin sayıca fazlalığı, hiçbir şeyin tesadüfen gelişmediğini gösteriyor.Şu bir gerçek ki,bölücü terör çözüm süreci boyunca palazlanarak gelmiş.Mahallelere hendek kazmak,barikat kurmak ,bombalar tuzaklamak kısa zamanda yapılan işler değil.Belediyelerin iş makineleri,personeli bu işlerde kullanılmış.Kimse itiraz etmemiş, bölücü terör örgütü ciddi anlamda hazırlık yaparak mahallelere yerleşmiş.O mahallelerde o ilçe ve illerde oturan sıradan insanlara tehditle boyun eğdirmişler.Ama nedense görmesi gerekenler görmemişler, görmüşlerse de kimseye dokunmamışlar.Kimse teröriste elindeki silahı ver dememiş.Her şey olup bitmiş.Hendekler barikatlar her yerden görünmeye başlayınca operasyonlar kaçınılmaz olmuş.Maalesef çözüm süreci boyunca bölücü terör örgütü boş durmamış,barışa değil savaşa hazırlanmış.Şimdi Güneydoğu Bölgesi'nden her gün şehit cenazesi geliyor.Şehitlerimizin her birisi ana kuzusu,her birisi birilerinin aşkı.Bu şehitlerin fedakarlıkları bu vatan ve bu bayrak için. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinden sonra Güneydoğu Bölgesi'nden gelen şehitler ve bölgede bölücü terör örgütünün mahalleleri işgal etmesi son derece düşündürücü bir sürecin sonucudur.Şüphesiz devlet ve hükümet bölgede güvenliği sağlamak için meşru her yolu deniyor.Bu uğurda askerlerimiz ve polislerimiz kahramanca şehit düşüyor.Şehitlerimizde vebali olanlar yok mu?Çözüm süreci boyunca bölgeyi terör örgütünün insafına terk edenlerin hiç suçu vebali yok dersek ,şehitlerimiz hepimizin yakasına yapışır…
Gerçekleri saklayarak ,gerçekleri değiştirerek sonuç almak mümkün değildir.Eğer bugün Güneydoğu'dan gelen şehit cenazeleriyle canımız her zamankinden çok acıyor, yüreğimiz derinden sızlıyorsa bunda vebali olanlar var.Onların kim olduğunu görmezden gelerek kimseye şirin görünemeyiz.Çözüm süreci boyunca kim askerleri kışlasında ,kim polisleri karakolda bekletmişse operasyon yaptırmamışsa şehitlerimizde vebali var.Ne yazık ki ,bu gerçekler hiç konuşulmuyor!