1934 yılının şubat ayında Fethiye- Kayaköy de doğmuştur. İki yaşında babasını kaybeder.
Yoksul ve yalnız bir anne ile Muğla ya gider. Altı kardeş; fakirlik, yoksulluk bir de babasızlık eklenince hayat çok zordur küçük Memduha için. Açlığını, asma yaprakları dut yaprakları yiyerek bastırdığı günlerin sayısını hiç unutamaz. Bazen tek bir ayva ile geçirdiği günün umutsuzluğunu, gecenin koynuna girerek uyutmaya çalışır.
Muğla’da her sabah okula gitmek için bir dereden geçer. Ayağındaki tahta takunyanın tekini derede kaybettiği gün akşam eve dönmek, dönmemekten daha iyidir. Küçük ayakları her zaman soğuktur.
Okul yılları anılarını dinlemek acıtır insanın içini...
Bir sabah annesinin verdiği bir öğünlük yemeği ile okula gider. Derslerden coğrafyadır.
Karnı açtır. Teneffüsü heyecanla bekler öğle yemeği olan tek ayvasını yemek için sabırsızlanmaktadır. Gözü ayvada kulağı öğretmende dinlemektedir dersi.
Öğretmen hiddetle bağırır. Agop un kör kazı gibi ayvaya bakacağına dersi dinle ve çabuk tahtaya kalk anlat. der. Memduha zekidir, onurludur. Dersi anlatır hoca utanır. Ama Memduha iflah olmaz. Onuru kırılmıştır . Hocanın elindeki çubuğu kapıp öğretmene doğru bir salvo çekip terk eder sınıfı. Öğretmen geri dönmesi için yalvarır. Lakin nafiledir. İncinmiştir bir kez.
Zorlu yılları sırtındaki heybeye tek tek hüzünle biriktirir.
Annenin muhalefetine ve parasızlığa rağmen bir gün İstanbul daki abla ve eniştesinin evinde bulur kendini. Ne nota ne de usul bilir.
Duyan bir kulağı, bir de yüreği vardır
Konservatuvara imtihansız girecek kadar başarılı ve hırslıdır. Altı yıllık konservatuvar eğitimini sınıf atlayarak sadece dört yılda başarıyla bitirir.
Küçücük bir çocukken bütün gün ve gecesini tek bir ayva ile geçirdiği günler geride kalmaya başlar. Yediği ayvalar artık çiçek açmaya başlamıştır.
İlk müzik derslerini Rabia Bukni den alan Memduha Olgun daha sonra Melahat Pars, Arif Sami Toker, Kadri Şençalar, İrfan Özbakır gibi ünlü besteci ve müzisyenlerle meşk eder.
Zeki Müren başta olmak üzere dönemin birçok ünlü ses sanatçısı ile birlikte İstanbul sahnelerini paylaşır.
Şairenin 35 şiiri ve üç kitabı vardır.
Sensiz kalan gönlümde bil ki hayat virane Şiiri gönülleri buş eder.
Memduha Olgun, radyo ve televizyon programlarında yer alıp plak ve kasetler yapar.
Gazete manşetleri ondan sitayişle söz eder. Canımdan öte adlı şiir kitabı aslında hayatının satırlara dökümüdür belki de.
Şiir ve müzik tutkusu çocuk yaşlarda başlayan sanatçının ilk şiirleri daha 15-16 yaşlarında mısralara dökülür.
Kahır dolu hayatının yükünü yazdığı üç şiir kitabının dizelerine tutsak etmiştir.
Senaryoları olan sanatçı, iki sinema filminde de rol almıştır. Doğaya, sanata ve hayvanlara aşırı düşkünlüğü vardır. Bazı bestelerinin yanı sıra onun asıl alanı şiir ve ses sanatçılığıdır. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı sanatçısı olarak müzik dünyamıza imzasını atmıştır.
Ağlama geceye güvenmek olmaz. Karanlıklar örtmez bütün sırları Diyerek hüzünlü yıllara neşter atar .
Güzel bir kadındır. Yüzü gibi özge, açık ve içli dizeleri ile gönüllere hitap eder.
Onu çok seven zarif ve beyefendi eşi ile mutlu yaşamaktadır halen.
Sanatçı Soner Olgun un halasıdır. Soyadına izafeten olgun, ağırbaşlı ve haklı şöhreti hazmetmiş mütevazı bir hanımefendidir.
İsmi ve soyadı ona çok yakışır. İsimler, insan hayatının kendisi ve kaderidir diye düşünürüm ben hep.
Memduha olmak, başarmak övünç kazanmak gibi öğeleri taşır.
Yoksul ve aç çocukluk yıllarına inat on çocuğu evlat edinip eğitimlerini üslenmiştir.
Cumhuriyet kadınıdır. Türkiye sevdalısıdır.
Sanatçılar yaşarken taltif edilmelidir. Sanatçılar yaşarken omuzlarına dokunulmalıdır. Ben kendilerini Fethiye’de kısa da olsa tanıma fırsatını elde ettim.
Konuşmaya zaten çok da gereksinimi olmayan bir hanımefendi.
Gözleri anlatıyor kendini ve hayatını.
Bence Fethiye ve Muğla nın medar-ı iftiharıdır kendileri.
Keşke ben bunları yazmadan anımsamış olsaydı Akdeniz onu...
Memduha ismi yeterince kendini taçlandırmış olsa da...
Sahne ışıkları onsuz hala virane...