SIĞ SULARDA DOLAŞMAK...

Abone Ol


En zor şey ,karanlık bir odada bir kara kediyi bulmaktır; özellikle de odada kedi yoksa...
Yüzyıllar öncesinden ne güzel de söylemiş ünlü filozof Konfiçyus bu sözü.
İnsanları olayları anlamak için derinlemesine analiz etmek; yüzeysel bakış açılarından uzaklaşmak gerekir.
Her şey bizim istediğimiz gibi gitmeyebilir. Bazen de bakış açılarımız çok dardır. Daha geniş bir bakış açısıyla doğruyu aradığımız her ne ise, onu bulabiliriz.
Her şey bizim düşündüğümüz gibi olmayabilir. Bir konuda kesin hüküm vermek bazen bizi yanıltabilir. Bu sebepten, yeterli bilgi ve donanım olmadan, her konuda her şeyi bilmek gibi bir mecburiyetin içine kendimizi hapsederiz. Hareket alanımız kısıtlandığı için bakış açımız ve ufkumuz daralır. Neden sonuç ilişkisi arasında mantıklı bir bağ kuramadığımız için yerimizde sayarız.
İnsan her şeyi bilebilir mi? Bilemez. İnsanın her şeyi bilmesi savı, eşyanın tabiatına aykırıdır. İnsanın belirli bir zeka düzeyi ve kapasitesi vardır. Her konuda bilgili olduğunu sanmak daha baştan insanı çıkmaz sokaklara götürür. Bu biraz da bizim toplumsal hastalığımızdır. Herkes her konuda Ah ,vah eder, şikayetçi olur. Tek memnun olduğumuz durum Akıllı olduğumuzdur. Bir yerde Akıl satılıyor diye bir ilan görsek, hiçbirimiz oraya başvurmayız. Çünkü en sağlam yapımız akıllı olmamız ve bu konuda kendimizle barışık olmamızdır. Bu çok subjektif bir durumdur. Algılarımız bizi bu konuda yanıltır çoğu kez.
Okuyan,araştıran bir toplum olsak; her konuda birey olarak çok noksanımız olduğunun farkına varırız.
Biz yetişkinler okumadığımız için kolaycılığı tercih ediyoruz. Bu sebepten hüküm verirken düşünmeden ,yüzeysel bakış açılarımızla meseleleri sorguluyoruz. Bizim için renkler siyah ve beyaz oluyor. Aradaki nüans farkları kayboluyor.
Sorunlarımızın çözümünde veya çözümsüzlüğünde sığ sularda dolaşmak, bizi fazlasıyla yoruyor. Çözüm ,okuyan,araştıran bir toplum olmaktan geçiyor.