Şimdi de dersim soykırımı (!) (VI)

Abone Ol

n

n
n Mülkiye Müfettişi Hamdi Beyin Dersim Raporu’ndan “Dersim, Hükümeti Cumhuriye için bir çıbandır” cümlesini bulup adeta cımbızlayarak Başbakan’ın önüne koyan danışmanlar, Osmanlı dönemi Dersim raporlarını da getirselerdi önüne acaba Başbakan Cumhuriyeti kınayan o sözleri söyler miydi? Yoksa Osmanlı’nın Dersim’e bakışının yanında Cumhuriyetin bakışının ne kadar masum olduğunu görür ve o faslı açmadan kapatır mıydı? Bizim kanaatimiz o faslı bir daha açılmamak üzere kapatacağı yönündedir.
n
n
n
n Cumhuriyetin müfettişi Dersim’e “Hükümeti Cumhuriye için çıban” demiş de Osmanlı başka bir teşhis mi koymuş? O da Mamüretülaziz Vali-i Esbakı(Elazığ eski valisi) Es-Seyid Hasan Hilmi’nin ağzından “Anadolu havalisi bir vücud gibi farz olunsa Dersim kıt’ası da o vücudun ciğerlerinde eski bir çıban gibidir” demiştir. Hangisi daha vahimdir? Ya da kim kimden öğrenmiştir? Osmanlı mı Cumhuriyetten yoksa Cumhuriyet mi Osmanlı’dan; ne dersiniz?
n
n
n
n Bu kadar değildir Osmanlı’nın Dersim’e ve Dersimliye bakışındaki olumsuzluklar. Öyle raporlarda öyle ifadeler vardır ki, yüz karasıdır. Dersimliye hakaretin bini bir paradır. Dersimlileri “Vadi-i bedeviyette” bulunan “feraiz-i diniyye ve umur-ı şeriyyeden bi haber(dinin farzları ve şeriattan habersiz) aşair-i bagiye ve vahşiye(ilkel ve asi aşiretler)” diyen mi ararsınız. Yoksa “vadi-i cehalette bulunduklarından dinin farzlarından ve şeriatın emirlerinden haberleri olmayan, gusül ve taharet ve ibadet ve mesturiyet(örtünme) gibi İslamın şartlarından bihaber(habersiz) oldukları” ve hatta ve hatta “Kızılbaşlığın olumsuz tesiriyle ağaçlara ve taşlara tapınma derecesinde batıl itikatlara saptıklarını” öne sürenler mi arasınız? Hepsi ve daha ağırları da var Osmanlı dönemi Dersim raporlarında. Hele bir Mikdat Mithat Bedirhan layihası(raporu) var ki it yese kudurur. Bir Kürt derebeyi hanedanına mensup olan bu zat Dersimlilerden “Medeniyet, maişet(geçim), muaşeret(görgü) daha doğrusu insaniyet ne demek olduğunu bilmezler. Rivayat-ı mevsukaya(doğrulanmış söylentilere) nazaran daha içerilerinde adeta Afrika’nın akvam-ı vahşiyesini(ilkel ve vahşi halklarını) andırır çırılçıplak ot kökü ve meşe meyvesi ile geçinir ve surette beşeri sirette hayvan(görünüşte insan gidişatta/ahlakta hayvan) ıtlakına şayan bir takım insanlar bulunuyormuş” diye söz eder. Daha başka raporlarda daha ağır ve hatta daha aşağılayıcı ifadeler de vardır Dersimliyi hor gören, gösteren ama bu faslı, fazla uzatmaya gerek yok. Dersim de bizim, Osmanlı da bizim, Cumhuriyet de. Cumhuriyete sıkılan her kurşun Osmanlı yı vurur. Osmanlı ya atılan her taş Cumhuriyeti yaralar.
n
n
n
n Osmanlı raporlarının ısrarla vurguladığı dört husus vardır: Dersimli vergi vermez, askere gitmez, şekavet ve sirkatle(eşkıyalık ve hırsızlıkla) geçinir ve çevrenin “ahali-i mutiasına(sadık halkına) zulmeder.
n
n
n
n 4 Teşrin-i Sani 1313(16 Kasım 1897) tarihli bir raporda “Dersim Sancağı ahalisinin devlete vermeye mükellef bulundukları verginin kısm-ı azamını(büyük kısmını) vermeyip bakayada kalmakta ve verdikleri cüz’i miktar(az miktar) vergiyi dahi etraf kazalar bulunan Eğin, Çemişgezek, Kemah kazaları vesair civar kazalar ahalisinden cebren ve kahren iki üç mislini alıp ve birçok koyun ve keçi ağnamıyla(koyun) eşya ve kışlık levazımatı dahi aldıkları muhakkaktır” denilir. Rapora göre üç sene zarfında bu üç kazadan çalınan hayvan sayısı 20.000’e ulaşmıştır.
n
n
n
n 22 Mayıs 1302(3 Haziran 1896) tarih ve 414 sayılı raporda “Dersim kıt’asında sakin ahali evamir-i hükümete(hükümet emirlerine) baş eğmedikten başka etrafta bulunan ahali-i mutiayı katl ve garata(yağmaya) cür’et ve bu suretle tehdidini ika ile civardaki ahali-i mutianın birçoğunu vergiye kesip irtikabı envai fezahat ve şekavet ettiklerinden ve menaat-ı mevkileri(çetin sarp mevkileri) hasebiyle yanlarına kaldıklarından” yakınılır.
n
n
n
n Erzincan Bidayet Mahkemesi Başkatibi Mustafa Şefik Efendinin 17 Zilhicce 1313(30 Mayıs 1896) tarihli raporunda bölge halkının askerliği bakışı “Ahalinin nefret ettiği şeylerden birisi de asker olmak meselesidir. Eski ıslah memurları işe başlar başlamaz asker bakayası toplamaya kıyam ettikleri(kalkıştıkları) cihetle ahalinin nefret ve tevehhuşunu mucip olmuştur” sözleriyle dile getirilmektedir.
n
n Osmanlı sadece rapor yazdırmakla yetinmez; Dersim’i kontrol altına almak ve “ıslah etmek” için askeri ve idari tedbirlere de başvurur. Onları da yarın göreceğiz kısmet olursa.
n
n
n
n NOT: Hatay’ın Reyhanlı İlçesi’nde patlayan bombalarla vefat edenlere Allah’tan sonsuz rahmetler, yakınlarına başsağlığı ve sabırlar, yaralılara acil şifalar diliyorum. Merakım: İstifa sadece Batılılara, harakiri de sadece Japonlara has bir tavır mıdır? Bu katliamda rolü, hatası ya da ihmali bulunduğunu düşünen ve istifa eden bir sorumlu siyasetçi ya da yetkili çıkmayacak mıdır?
n
n
n