Dedikodu dalgasıyla yıkılmadık kimse kalmamıştı
neredeyse...
Piyasada kimi sorsan, O da gittideniliyordu...
Bu insanların çoğu
şimdi dimdik ayakta, işlerinin başında...
Yıkım müteahhitleri yine boş durmuyor...
Ne Allah korkusu,ne de kuldan utanmaları var...
Böylesine aşağılık duyguların
esiri olmuşlara prim verenler,
bir gün sıranın kendilerine de geleceğini
bilmiyorlar mı?..
İşte kıssadan bir hisse...
* * *
Kadının biri, komşusu hakkında bir dedikodu yaymıştı. Birkaç gün içinde söylenenleri tüm mahalle duydu. Dedikodunun sahibi derinden yaralandı ve incindi.
Dedikoducu kadın, söylediklerinden dolayı pişman oldu. Hatasını nasıl tamir edebileceğini danışmak için bir yaşlı bilgeye gitti.
Pazara git dedi bilge... Bir tavuk al ve onu kestir. Eve dönerken tüylerini yol ve yol boyunca yere at.
Nasihatin garipliğine şaşırsa da denileni yaptı kadın.
Ertesi gün bilge, şu tavsiyede bulundu:
Şimdi git ve dün attığın o tüyleri topla, bana getir.
Kadın yine itiraz etmeden denileni yapmaya gitti. Aynı yolu izleyerek tavuk tüylerini aradı. Ancak, umutsuzluk ve korku içinde fark etti ki bütün tüyler rüzgarın etkisiyle uçup gitmişti. Saatler süren arayışın sonunda, elinde bulabildiği birkaç tüyle dönebildi.
Görüyorsun dedi yaşlı bilge. Tüyleri yere atmak çok kolay ama geri toplamak imkansız. Dedikodu da öyledir Dedikodu yapmamız ne kadar kolaysa, dedikoduyla işlediğimiz hatayı telafi etmek de o kadar zordur.
* * *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Mutlu ve huzurlu günler dileğiyle...
Not: İş seyahati nedeniyle yazılarıma bir süre ara vereceğim. Yeniden buluşmak umuduyla...