Yüzlerce yıldır, bir dargın bir barışık yaşadığımız Rum komşularımızın “sirtaki” diye güzel bir oyunu var. Bizim horana benzer. Ağır başlayıp gittikçe hızlanarak,” bozuk düzen” bağlama gibi bir çalgı eşliğinde oynanır.
Yan yana ve iç içe yaşayan halkların kardeşliği ve kültürel etkileşimleri gibi toplumsal refleksleri de benzerlikler gösterir: Bizde 2001 ekonomik krizinden sonra iktidar değişmiş, yönetimdeki üç parti de baraj altında kalmıştı. Yunanistan’da da ekonomik krizin ardından seçimler yapıldı. Kırk yaşındaki Alexis Tsipras yönetimindeki Syriza iktidara geldi.
”Sirtaki” nin finalinde “tabak kırma” geleneği vardır. Siyaseti bir oyuna benzetecek olursak ,Tsipras, şimdi oyunun finalindedir. Seçimden önce kıracağı tabaklar için söz vermişti(başladı bile):
“ Büyük şirketlerin ve lüks tüketim vergilerinin artırılması,
Bankaların, kamu kuruluşlarının yeniden millileştirilmesi,
Asgari ücretin 750 Avro olması,
Devlet okullarında çocuklara ücretsiz kahvaltı ve öğle yemeği verilmesi,
Özel hastanelerin millileştirilmesi,
Avrupa ile yapılan anlaşmaların referanduma götürülmesi,
Milletvekili ayrıcalıkları kaldırılıp yargı yolunun açılması,
Halk protestoları sırasında polisin maske takmasının ve ateşli silah kullanmasının yasaklanması,
Azınlıkların Meclis te temsili,
Kendi sınırları dışında hiçbir yerde Yunan askeri kalmayıp askeri harcamaların kesilmesi,
İsrail ile askeri işbirliği kaldırılıp 1967 sınırları içindeki Filistin devletinin kurulması için destek verilmesi,
Türkiye ile istikrarlı anlaşmalar için müzakere yapılması...”
iz de seçime gidiyoruz.
Bizim horonun finalinde de “alaşağı” denen bir bölüm vardır. Komut verildiğinde hızlı ve düzenli bir biçimde çöküp kalkamazsanız horonu bozarsınız!
Komşu halkın mutluluğu,“ tabakların kırılmasına” ne kadar bağlı ise, bizimki de “ horonun ‘alaşağı’da bozulmamasına”o kadar bağlı…