Siyaset terörden beslenirse, ülke terörizmle yönetiliyor demektir.
Terörün olduğu yerde adalet ve hukuk olmadığı gibi, can ve mal güvenliği de olmaz.
Can ve mal güvenliğinin olmadığı yerde insanların diğer tüm hak ve özgürlüklerinin güvencesi tehlikeye girer.
BUGÜNÜN Türkiye’sinde sahneye konulmaya çalışılan tiyatroyu daha önce birkaç defa seyrettik.
Biz biliyoruz ki, bu oyunlar sahnedeyken ülke yönetimi iki zaafla karşı karşıya idi:
Bunlardan birincisi hükümetin kararsızlığı,
ikincisi ise bürokrasinin ihaneti idi.
Terör bu iki zaafı iyi kullandı VE BİLİNEN DURUMLAR ORTAYA ÇIKTI.
Şimdilerde bu zaaf yoktur ve olmamalıdır da.
Devletin imkanları seferber edilerek bu oyunların perde arkası tespit edilmeli ve anında milletimizle paylaşılmalıdır.
Kırsalda yaygın olup son iki yıldır mevzi kaybeden terör, yeni alanlar bulmaya çalışmaktadır.
Demokrasi Açılımı ve Çözüm Süreci için aylar önce, “terörün toparlanma süreci haline dönüşmesine izin verilmemelidir” şeklinde bir ifade kullanmıştık. Terörün yeni alan açmasına hükümet olduğu kadar muhalefet partileri de izin vermemeli ve bu konudaki söylemlerine dikkat etmelidir.
Bunun faturasını milletimiz ve ülkemiz ödeyecektir.
Türkiye’de dayanağı açısından üç türlü terör vardır:
Bunlardan ikisi etnisiteye, diğeri ise ideolojiye dayanır.
Etnisiteye dayalı politika üreten partiler birbirlerinin tamamlayıcısı ve varlık nedenidir.
İdeolojik temelli sol hareketlerin dayanağı ise milletin manevi değerleri karşıtlığıdır. Ve bu hareket, sandıktan umudunu kestiği her zaman teröre başvurmuştur. Aslında sandık kaygısı olmadığı zaman da ülkede Batıcılık adına terör( İstiklal mahkemeleri vb.gibi) estirmiştir.
Bir de terörün taşeronlarını yöneten üst dış akıl vardır.
Bu akıl bazen milliyetçilik, bazen din, bazen de çağdaşlık adına ortaya çıkıp kitleleri sürükler. . Terör kitselleşirse tehlikeli olur. Buna dikkat etmenin gereğine inanıyoruz. Selam ve sevgi ile…