Siyasetçi, devlet ve memleket yöneticisinin adıdır.
Bu nedenledir ki, siyasetçilerin kararları bir müddet sonra ülkenin kaderine dönüşür.
25.Dönem milletvekili genel seçimlerinin sonuçları açıklanmaya başlandıktan sonra düzinelerce koalisyon projeleri üretilmiştir.
Bu projelerin bir kısmı rasyonel olduğu gibi diğer bir kısmı da ülkemizin, İslam coğrafyasının ve bölgenin gerçekleriyle uyumlu değildi.
Bunun ilk adımı Meclis Başkanı’nın seçilmesi sürecinde atılmış ve çok yönlü bazı taktikler denenmişti.
Oysa tasarlanmış taktiklerin geçersizliğini, Sayın İsmet Yılmaz’ın destek ziyareti için gittiği MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli , “ adayımızın arkasında sonuna kadar durma alışkanlığımız vardır” ifadeleriyle ilan etmiş ve sonucu açıklamıştı.
Yine Sayın Bahçeli’nin, “adayınız son turda yoksa, yine mi adayınız?” sorusuna ,” evet, boş oy atarız” cevapları daha o saatten itibaren, Sayın Yılmaz Başkan seçilmiş oluyordu. Böylelikle de Meclis Başkanlığı seçimi “sonucu belli bir seçime” dönüşmüştü.
Meclis, milletin iradesinin tecelli ettiği yerdir.
Türkiye solu kavgacı, bloklaştırıcı ve çatışmacı bir yapıya sahiptir.
Türkiye solu, milletin değerleriyle çatışmayı temel politikası haline getirmiştir
Türkiye solu Batı’dan doğmasına rağmen Batı gibi kendisini yenileyememiştir
Türkiye solunun ortak paydası ‘MARKSİZM’dir ve hala 40-50 yıl öncesi şartlarında politika üretmektedir.
İşte bu çatışmacı, bloklaştırıcı ve kavgacı Türkiye soluna Meclis Başkanlığı’nı bırakmayan Sayın Bahçeli tarihi bir görev yapmıştır. Siyasette “makyavelist “ davranmamış, tercihini milletimizin tercihinden yana yapmıştır.
Siyasetçinin karar ve eylemlerinin tarih olması bu şekilde olmaktadır.
Yeni Türkiye’nin yeni başlangıcının ilk adımının hayırlara vesile olması dileğiyle selam ve sevgiler…