n Yönetişim kavramı dünyada İngilizce “good governance”den devrişme olarak 1989 yılından beri kullanılmaktadır.
nn Yönetişim, iletişim ve etkileşim kavramlarının toplamından oluşmuş yönetişim, Türkiye’de ise 2000 yılından beri ilgi alanımızdadır.
nn Burada hedef, toplumun tüm kesimlerini yönetimle bütünleştirmektir.
nn Türkiye’nin siyasetinde böyle bir kavramın yeri var mıdır?
nn Bu sorunun sağlıklı cevabını, yönetişimin ilkelerini ortaya koyduktan sonra verebiliriz.
nn Çünkü, söz konusu yönetişim ilkelerine yalnız iktidar değil, ülkenin tüm siyasi kurumları uymalıdır.
nn Siyaset denilince yalnız iktidar partisi ve yürütücüleri akla gelmez, gelmemelidir de.
nn Yönetişimin en önemli ilkelerinin başında katılımcı, paylaşımcı, şeffaflık, hesap verebilirlik, çalışma uyumunu sağlamak, etkinlik, yerindelik gibi hususlar gelmektedir.
nn Bu ilkeleri yalnız iktidarlar değil, muhalefet de paylaşmalı ve benimsemelidir. Tek taraflı paylaşım, paylaşım değildir.
nn İktidar, kararlarında şeffaf ve hesap verebilir olmak zorunda olduğu gibi aynı değerleri diğer siyasi kurumlar (muhalefet) da benimsemelidir.
nn Gezi Parkı eylemlerine baktığımızda yönetim, sorumluluğu gereği konuyu belediye meclisine taşımış, iktidar ve muhalefetiyle bu projeyi onaylamıştır. Burada geçerliliği olan teamüller uygulanmıştır.
nn Alınan kararların isabetsizliği tartışılabilir.
nn Hatta bu konuda hukuk dairesinde eylem de yapılabilir.
nn Maksat, “üzüm yemekse” sıkıntı yoktur.
nn Görüldü ki maksat “üzüm yemek” değil, bekçiyi (bağcıyı) dövmektir.
nn Ortalığı savaş alanına çevirip vatandaşın malına zarar vermek ya da bir parktan iktidar çıkarma denemesi yapmak doğru değildir.
nn Bunca masum insana zarar vermek hiç doğru değildir.
nn “Yönetişimin en kötü örneği” olarak takdim etmek haksızlıktır. Yönetişim, adı üzerinde karşılıklı ve birlikte yönetmektir. Belediye meclisi bu kararı prosedüre uygun almışsa işe, projeye imza koyan kendi adamından başlamalıdır.
nn Ayrıca bu olaylarda istihbarat zaafının tartışılabileceğini düşünüyoruz.
nn Selam ve sevgi ile…
nn
nn
nn
n