n
n n Gerçi her zaman her ülkede bir şeyler olur ama bizim ülkemizde son zamanlarda oldukça ilginç ve aynı önemli şeyler oluyor. Parça parça yer alıyor bazı basın organlarında, bazılarında hiç yer almıyor. Resmin bütününü görmeden olanları anlamak ve anlamlandırmak imkansız. Onun için ben değişik basın organlarından yaptığım derlemelerle resmin bütününü gözler önüne sermeye çalışacağım. Birkaç gün sürecek bu aktarmalar. İlginizi çekeceğini sanıyorum.
n n Bir zamanların savaşan şahini birden bir barış güvercini olarak çıktı ortaya. Ya da çıkarıldı ve öyle maskelendi şahinliği. Leyla Zana’dan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmesinden bahsediyorum. Bizim açılımcılar ve kripto demokratlar çok umut bağlamışlardı bu görüşmeye; “akil kadın!” barış getirecekti.
n n Leyla Zana, görüşmeden bir gün sonra Hürriyet Gazetesi ne görüşmelerle ilgili açıklamalarda bulundu. Başbakan’a neler demiş, neler istemişti tek tek anlattı.
n n “Oslo görüşmelerinin yeniden başlamasını ifade ettim. Özür dilenmesi talep edilen halk bir başka devlet değil kendi yurttaşlarımızdır dedim. İdam gibi bir tabuyu yıkan bu ülkenin sayın Öcalan’ı pekala ev hapsine alabileceğini talep ettim. Seçmeli derslerin Kürtlerin anadil ihtiyacına cevap vermeyeceği ortada. Gerçekçi olmayan talepler karşılık bulamaz. Silahlar sussun operasyonlar biter gerçekçi olmayan bir taleptir. Bunun özellikle altını çizdim.”
n n Talepler çok net. Gerçekleri görmemek ve anlamamak için ya aptal ya art niyetli ya da her iktidarın ahbabı ve akıl hocası(!), bizim eski dava arkadaşımız Sevgili Taha Akyol kadar iyi niyetli(!) olmak gerek.
n n Bu açıklamadan sonra bakın neler yazıyor Hürriyet’teki köşesinde akil adam Taha Akyol.
n n “Terör devam ederken hiçbir demokratik hükümet Öcalan’ı ev hapsine taşıyamaz. Terör güven verici bir şekilde gündemden çıkmadıkça bu mümkün olmaz. Bunu teşvik etmek gerekirken Leyla Zana, dünkü açıklamasında “silahları bırakın, operasyonlar durur” söyleminin gerçekçi olmadığını söylüyordu.
n n Ankara’da birçok kimse Zana’nın “Silah Kürtlerin sigortasıdır” sözünü hatırladı.
n n Eski Leyla Zana, Hürriyet’teki açıklamalarında görülen yeni Leyla Zana’yı pek çabuk soldurdu maalesef.”
n n Kimlerse onlar o “Ankara’daki birçok kimseyi” kutlamak gerek. Bu ne muhteşem hafıza, ne harika bir sürati intikal! Leyla Zana’nın “Silah Kürtlerin sigortasıdır” sözünü hatırlamaları için Başbakan’a “Öcalan’a ev hapsini dayatması” mı gerekirdi? Ya da hükümetin pek sık tekrarladığı “silahlar susarsa operasyon durur” söyleminin gerçekçi bir söylem olmadığını Başbakan’ın yüzüne karşı söylemesi mi icap ederdi?
n n Taha Akyol’un yazısında bir de “Terör devam ederken hiçbir demokratik hükmet Öcalan’ı ev hapsine taşıyamaz. Terör güven verici bir şekilde gündemden çıkmadıkça bu mümkün olmaz.” cümlesi var ki oldukça ilginç. Merak ettim, nasihat mı yoksa bir mesaj mı?
n n Leyla Zana’nın “Silah Kürtlerin sigortasıdır” sözünü hatırlayanlar sadece Taha Akyol ve “Ankara’daki birçok kimse” değil. Kürtçü Nasname-Özgür Bireyler Topluluğu da hatırlayanlar ve hatırlatanlar arasında. Şu satırlar da Nasname’den:
n n “Dün Öcalan’ı kutsadığı için popüler olan Leyla Zana, bugün de Mesud Barzani’nin gölgesinde aynı popülerliği yakalarsa, (Kemalizm yerine Erdoğan’ı, Öcalan’ın yerin de Mesud Barzani’yi koyup ve hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ederse) bunda, kendisini sorgulamayanların ve geçmişini hatırlatmayanların da en az kendisi kadar ahlaki sorumluluğu vardır.”
n n Bir hatırlatma da benden. Şu sözler Leyla Zana’nın çok değil daha bir yıl önce yaptığı 2011 Nevruz kutlamaları konuşmasından:
n n “Öcalan irademizdir! Onsuz yaşam da barış da olmaz…”
n n Biz bu kadınla mı barış getireceğiz bu ülkeye!
n