SOĞUKKANLI OLMA ZAMANI

Abone Ol

n Suriye ile ilgili konularda önümüzü görmemiz mümkün olmamaktadır. Müdahale için kolları sıvayan birçok ülke yan çizmeye başladı. Başarılı bir müdahale örneği olarak ortaya çıkan Irak meselesinde, düşülen durum ortadadır. Başta ABD olmak üzere, onun diğer müttefikleri şapkalarını önlerine koydular ve düşündüler. Sonunda bu işin hiç de laftaki kadar basit olmadığına karar verdiler. Barack Obama, yetkisi olduğu halde, parlamentoya müracaat etme ihtiyacı duymuş ve bu sebepten müdahale gecikmektedir. Belki de, ABD Parlamentosu da bu müdahaleyi reddedebilecektir. Elbette, bu ihtimali göz önünde bulunduran Obama, müdahalenin yapılıp yapılmaması hususunu parlamentoya götürmek istemektedir. Müdahaleden bir ay sonra görüşülmesi de mümkün olabilen bu konuyu parlamentoya götürmesi, iki sebepten ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi, müdahale sonrasında ortaya çıkabilecek polemiklere meydan vermemek; ikincisi ise bir müdahalede yetkiyi paylaşmak içindir. Bunun temelinde yatan en önemli husus ise, bütün Batı çekimser; Rusya, Çin karşı, birçok ülke ve Müslüman ülkelerin çoğunluğu bu müdahalenin dışında kalmak istemektedir. Kimse taşın altına elini sokmak istememektedir. Elbette, Suriye’deki yapılanların bir katliam olduğuna, bütün ülkeler katılmakta, kan ve kıyımların durmasını istemektedir. Yalnız, burada hep vurguladığım ve üzerinde durduğum husus, bir lider olarak Beşar Esad’ın halkına reva gördüğü bu kıyımın ne anlama geldiğidir. Beşar Esad, Müslüman ve Arap olarak halkına karşı aldığı tutum karşısında, Hristiyan camianın kayıtsız kalmasını pek tenkit etmek de mümkün değildir. Batının yapmak istediğini, Araplar kendi, kendilerine yapmaktadır. Kaldı ki, birçok Müslüman ve Arap ülke de bu kıyımlara karşı Batılılardan daha kayıtsız olarak ortaya çıkmaktadır. Hiç değilse birçok Batı ülkesi, laf ile de olsa bu kıyımları kınamaktadır. Gözden kaçan diğer bir husus ise; yüz binlerle ifade edilen sayıdaki insanları paslanmaz çelikten yapılmış mermilerle ve bombalarla öldürebilirsiniz; ama, kimyasal gaz kullanarak öldüremezsiniz. İnsanları ne türlü öldürürseniz öldürünüz, bütün hepsi insanlık suçudur. Bütün dinler “Öldürmeyeceksin” demektedir.

n

n Türkiye, Suriye meselesinde aktif görev olarak olayları kınamış ve insanlıktan bahsederken mangalda kül bırakmayan ülkeler, Suriye’deki olaylara karşı soğuk davranmaktadır. Bunun bana göre iki sebebi vardır. Bunlardan birincisi ve en önemlisi, Suriye’nin bir petrol ülkesi olmamasıdır. Batı her zaman yer altı ve yer üstü kaynaklar bakımından sömürülmeye uygun olan ülkelerde kaos çıkarsa onlara müdahale etmekte ve kaynaklarını da sol cebine koymaktadır. Bunun ötesindeki hususlar Batılıları hiç ilgilendirmemektedir. Sadece, insanlık suçu işlenen bu ülkeler bir gözdağı vermek için, karasal harekât olmadan bombardımanla yetineceklerdir. Bunun da ne kadar fayda yaratacağını düşünmek gerekir. Kanaatim odur ki, hiçbir fayda sağlamadığı gibi, olaylar daha da karışık hale gelecektir. Burada bir şeyi de açıkça ifade etmek gerekecektir ki, Türkiye’nin de fazlaca karışmasında yarar görmüyorum. Kendi ülkesi için “barut fıçısı” diyen Beşar Esad’ın, bu fıçıyı ateşlemek için tereddüt etmeyeceği aşikârdır. Koalisyon güçlerine yenilen, Saddam Hüseyin’in bütün petrol kuyularını ateşe verecek kadar, izan ve mantıktan yoksun olduğunu gördük. Aynı şey Suriye’de de olabilir. Yalnız, Beşar Esad ne yapar veya yapabilir bilemiyorum, ama hiç de hayırlı bir şey yapmayacaktır ve bunu da planlamıştır. Zira, dünyaya savurduğu tehditlerin altında bazı hususların yattığı gerçeği de ortadadır. Zaman soğukkanlı hareket etme zamanıdır. Karşımızda soğukkanlı düşünen ve kendi ülkesinin çıkarlarını, her şeyin önünde tutan bir insan yoktur. Bir pire için yorganı yakacak, kinle dolu birisi vardır. Onun için de daha dikkatli olmamız gerekir. Yanlış bir hareket ise, ülkemizi Ortadoğu gibi bir gayya kuyusunun içine çekebilir. ABD, on yıldır süren, Irak bataklığından kendini kurtaramadığı gibi, arkasında demokrasinin gelemediği, virane halindeki bir Irak bırakarak terk etmektedir. Her gün yüzlerce insan Irak’ta ölmekte, toplam ölenlerin sayısı 1,5 milyonun üzerindedir. Allah’tan bütün İslam ülkelerine barışın gelmesini diler, saygılarımı sunarım.

n

n

n

n

n