Tarihimiz ve çözüm süreci

Abone Ol
Düğüm haline gelmiş bir sorunumuz vardır ki onu çözmeye çalışıyoruz.
Daha yüz yıl öncesinde İslamın bayrağı altında bu toprakları birlikte savunmuş ve vatanlaştırmış şehit ve gazilerin çocuklarının bugün birbirlerini boğazlar hale gelmelerinin düğümünü çözemeden genel anlamda olsa bile “çözüm süreci” diye bir şey tartışmamızın pek anlamı olmaz.
Yıllardır, “Demokratik Açılımdan- Çözüm Süreci’ne” kadar geçen zaman içinde hazırlayıp Ankara’ya gönderdiğimiz raporların hepsinde “provokasyonlardan” söz etmiştik. Hiç kimse oturduğu “terör” koltuğunu , “buyurun bay barış” diyerek bırakıp gitmez, gitmemiştir de.
Benzer provokasyonlar, yakın tarihimizde de çok görülmüştür.
Yararlı olur kanaatiyle bir iki örnek vermek istiyoruz:
“…(1877 Osmanlı- Rus Savaşı sırasında) Bitlis ve Van’ın ilerisinde yer alan Çölemerik kazasında bulunan iki Bağdat taburunun Bargiri’ye celbi sağlanarak, bu şekilde Van havalisinin asayişi tamamlanmıştı. “Düşünün ey kardeşler!”
“Ordularımız din ve devlet düşmanı karşısında taştan ve ağaçtan adam aradıkları sırada , bizim Kürt ağaları ahalinin asayişini bozmasınlar diye taburlarımızı savaştan alıkoyuyoruz! İşin felsefesi düşünülürse, bizim askeri savaştan, savaştan men eden kuvvet Rusların menfaatinin hizmetçisidir. Demek oluyor ki, “Lailaheillellah” kelimesinin altında toplanan ve Osmanlı Devleti tabiiyetinde bulunan cemaatin, cehalet sebebiyle Ruslarla birlik olmuş tebaamız da vardır”
“…Ne uzağa gidiyoruz; Kırım Savaşı sırasında devletin orduları Rus savaşıyla meşgul ve Kars kalesindeki din kardeşlerimiz kuşatılmışken Diyarbakır’daki ayaklanma ve yağmaya bakalım …”
“İşte bunu yapan da yine İslamiyet adı altında toplanan cemaatin bir kısmıydı. Fesübhanellah! Ne kadar ahlaksızlık, ne büyük cehalet ve ihanet sarmış ki menfaat sağlamak hevesiyle KENDİ EVİMİZİ ELİMİZLE YIKMAYA VE DİN KARDEŞLERİMİZİ ESİR ETTİRMEYE ÇALIŞIYORUZ…”(Mehmet Arif,Başımıza Gelenler,389-90,Babıali K.Yay.)
Bugünün olaylarının dünden farkı yoktur. Beklemedik, beklemiyoruz.
Terör ve ayrımcılıktan beslenen siyasilerin ‘Çözüm Süreci’ni provoke etmelerinden daha doğal bir şey olamaz. Terör ve ayrımcılık onların ekmeği. Aksini beklemek safdillik olur diye düşünüyoruz.
Türkiye’nin bunca iç ve dış gaileleri varken içte anarşi, suikast, yıkma ve yağma ile meşgul olanlar bu hesabı zor verir. Azıcık insafları kalmışsa kendilerini bile inandıramazlar.
Barış ve kardeşlik dileklerimizle selam ve sevgiler…