Teröre tavizin acı sonucu yeni şehitler!

Abone Ol

Hepimizin bildiği bir atasözü var; ‘Araba devrilince yol gösteren çok olur.’ Ama gerçek hayatta bazen araba devrilmeden uyaranlar ve yol gösterenler de vardır. O uyarılara itibar edilmez ,o uyarılar dikkate alınmazsa ortaya çıkan tablo, çok vahim olabilmektedir. Türkiye’nin son bir aylık terör tablosuna baktığımızda; sadece güvenlik kuvvetlerinden oluşan asker,polis,korucu elliden fazla şehidimiz var. Suruç katliamından sonra Türkiye’nin her yerinden şehit cenazesi kaldırmaya başladık! Acaba bu vahim tablo neyin acı bir sonucu olarak karşımızda duruyor? Bunu hiç düşündük mü?

Şehit yakını kimliğimle hiç uzatmadan açık ve net bir şekilde söylüyorum ve söylemeye de devam edeceğim, bu şehitler çözüm süreci bahane edilerek teröre verilen bol keseden tavizin acı bir sonucudur. Ama bu sonuç basit bir sonuç değildir.78 milyon Türk insanını etkileyen ve etkilemeye devam edecek olan bir sonuçtur. Çünkü çözüm süreci boyunca terör yandaşları şımartılmış, terör örgütünün siyasi uzantılarının talepleri doğrultusunda güvenlik kuvvetleri ya tasfiye edilmiş ya da alandan çekilmiştir. Süreci yönetenler hata üstüne hata yaparak, yok olma seviyesine gelen terör örgütünün yeniden ve daha güçlü doğumuna zemin hazırlanmıştır. Acaba hangi ülkede terörle mücadele eden madalyalı kahraman askerler, teröristlerin gizli tanıklığıyla terör örgütü kurmakla suçlanmıştır? Şimdi sadece bir günde 4 şehit, 8 şehit neyin bedeli olarak verilmektedir? Neden o şehitlerin içerisinde eski ya da yeni bir milletvekilinin çocuğu ya da kardeşi bulunmamaktadır. Ama Kandil de terör örgütü saflarında milletvekili kardeşi ya da akrabası vardır. Güvenlik soruşturmasından geçemeyen hiç kimse basit bir görev için bile devlet dairesinde işe alınmazken, kardeşi terörist olan bir kişi milletvekili olabilmektedir. Bu nasıl bir çelişkidir, bunu da anlamak mümkün değildir!.. Bunlar teröre verilen taviz değilse, nedir? Maalesef demokratikleşmeyi devletin kendi ayaklarına kurşun sıkması gibi algılayarak hareket edenler yüzünden PKK terör örgütü palazlanmıştır. Devlet karayolunu iş makineleri ile kazan ,tahrip eden ve ana yolu kesip araçları yakan bir terör hareketi, devlete rağmen bunları nasıl başarmaktadır? Bu noktada yasalar mı devletin güvenlik kuvvetlerimi yetersizdir? Çok geriye gitmeyelim Türkiye’nin son 3 yılına bakalım bu süreçte yapılmak istenen kaç karakol inşaatından neden geri adım atıldı? PKK’nın siyasi uzantıları hangi noktada karakol yapımını engellemek için köylülere eylem yaptırdı? Bu demokratik olduğu iddia edilen yasadışı eylemlerde askerlerimize ve polislerimize atılan taşların ve ağıza alınmayacak sözlü hakaretlerin hesabı hiç soruldu mu? Sorulmadı, çünkü çözüm süreci masalı anlatılıyordu. Analar ağlamasın deniliyordu! Sanki analar ağlasın diyen vardı. Elbette analar ağlamasın. Kim analar ağlasın diyorsa ,işte o teröristtir. Anaları ağlatan teröristler değil mi? Şehitlerimizin kanında teröristlerin kirli parmağı yok mu? Niye terör örgütüne bu kadar güvenildi? Elindeki silahı bırakmayacağını defalarca açıklayan bir terör örgütü ile mücadele etmek yerine müzakere yapmak, büyük bir hata değil midir? Bu ülkede birileri terör örgütü ile görüştü. Bu görüşmeleri anlamak ve kabul etmek, teröre taviz değil midir? Şimdi bu aşamada Türkiye’nin terörle sınavı daha ağır bir şekilde başladı.

Artık şehit vermek istemiyoruz. Türkiye’nin hiçbir yerinden şehit cenazesi kaldırmak istemiyoruz. Sadece anaları değil ,babaları da ağlatan bu terör aslında bütün Türkiye’yi ağlatıyor. Türkiye asla ağlamaya mahkum edilemez. Terörde kimin parmağı varsa, terörde kimin katkısı varsa aklını başına toplamalıdır. Yeni şehitler hepimizi yeter artık noktasına getirmiştir. Kimse hayal görmesin, bu vatan hiçbir şekilde teröre peşkeş çekilemez.