İnsanları birbirine kavuşturan ortak kullanım alanlarında uyulması gereken kurallar var. Gelişigüzel kullanılan her yer düzensizliği beraberinde getirirken, kuralsızlığın yaşandığı yerlerde üzücü olayların yaşanması kaçınılmaz oluyor.
Gün geçmiyor ki kural ihlalleri sonucu yaşanan bir mağduriyet oluşmasın.
Kazalar, geriye dönüşü olmayan kayıplarla en büyük sorunlarımızdan.
Bilinen konuların çeşitli platformlarda tekrar edilmesi,toplumsal duyarlılığa dikkat çekilmesi ne kadar etkili oluyor, tartışılır.
Geçtiğimiz günlerde, Samsun Liman kavşağında aracımda bekliyorum. Kıyafetleri düzgün bay bayan iki genç ellerindeki bayrakları ışıkta bekleyen araçlara uzatıyorlar. Herkesin alacaklarını düşündükleri bayrağı almayacağımı ifade eden işareti yaptım. Bayrağın reddedilmeyeceği ve bunun manevi baskı unsuru olarak değerlendirilmesi olayın diğer yönü; itirazım olayın zaman ve yer olarak uygun yerde yapılmamasınaydı.
Bu arkadaşları bir süre izlediğimde zaten bu yapılanın ticari boyutunu fark ettim.
Bekleme süresi sınırlı, trafiğin ise çok yoğun olduğu, her dakika yüzlerce aracın hareket halinde olduğu bulvar, böyle bir alışverişte hiç ama hiç kullanılmaması gereken bir yerdi. Kişilerin bayrağı verdikleri araçlardan beklentilerini sürdürürken, başka araçlara yönelişteki seri hareketleri, dikkat çekiciydi. Uzatılanı alıp almamakta tereddüt eden sürücüler, verileni reddetmenin bayrağı istemiyormuş anlamına geleceği psikolojisini hissetmişlerdir diye düşünüyorum.
İstismar nerede ne üzerinden yapılıyorsa hoş değil.
Ne zaman yolum düşse tanık olduğum; Terme İlçesi ana yoldaki kavşağın müdavimi simitçinin araçlara yönelerek ekmeğini kazanma çabası. Saygı duyulacak iş ancak, şehirlerarası yolda kazalara neden olabilir diye düşünmüş, endişelenmişimdir.
Verilenin bedelinin alınması esnasında trafik sıkıntıya girebilir,istenmeyen görüntüler,gürültüler yaşanabilir nitekim hepimizin şahit olduğu gibi yaşanıyor da…
Liman kavşağındaki görüntünün de bundan farklı yönü yoktu.
Neden böyle yerler potansiyel kazanç alanları olarak değerlendirilir? Neden bayrak satışında ikilem arasında kalan,düşünme fırsatı bulamayan alıcının yaşayacağı manevi baskı dikkate alınmaz? Bunun nedeni sonuçta ticari faaliyet görünümlü bir faaliyet gerçekleşiyor olması mıdır? Öyle bile olsa bu ticaretin yer ve zaman açısından daha güvenli yerlerde yapılması gerekmez mi?
Düğün konvoylarının önüne kendini atarak bahşiş kopartanlar.
Cam sileceğim diyerek duygulara yönelik istismarlar.
Mendil ve su satma bahanesiyle trafikte haraç toplamaya dönüşen eylemler.
İstanbul trafiğinde testere, tornavida, çiçek satışlarını duymuştum.
Kavşakta bayrak satışına da ilk kez rastladım.
Malum görüntülerin farklı sürümlerine tanık olmaya devam edeceğiz galiba.