n
n n Yazacağım; biraz sabır; içimdeki hicranı yazacağım, yazmazsam içime dert olur; isyanı dile getireceğim, dillendirmezsem yüreğime oturur. Hani şu Barzani nam aşiret reisine “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye bağırılması ve onun da “Erdoğan’a yardım edeceğiz” yollu küstah ifadesi var ya, onun hicranını yazacağım, onun isyanını dillendireceğim. Ama önce biraz geriye gideceğim; 27 Temmuz 2012 günlü bir yazıdan kısa bir alıntı yapacağım.
n n “Ben şu anda pek konuşulmayan ama yakında masadaki yerini alınca -ki mutlaka alacaktır- çok konuşulacak bir başka siyaset ustasından, eski milletvekili ve eski bakan Dr. Ahmet Demircan’dan bahsetmek istiyorum. Dr. Demircan, bu kentin yüz akı siyasetçilerinden birisi; oldukça donanımlı ama daha önemlisi gerçek bir beyefendi. HAS Parti’de önemli bir isim.
n n
n n Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la Has Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş arasındaki görüşme ve mutabakat pratiğe aktarıldığında Ahmet Demircan da yeni yapılanma içinde olacaktır diye düşünüyorum.”
n n Biraz tevazu sınırını aşsa da ve hatta bazıları küstahça bulacak olsa da bu satırların yazarı benim. Bundan tam iki ay önce kaleme almışım bu satırları. Herkesin bir başka yıldızın aydınlığına koşmasından çok önce görmüşüm geleceğin parıltısını. AK Parti Olağan Genel Kurulu dün yapıldı ve Ahmet Demircan kıdemli AK Partililerin arasından sıyrılarak MYK üyesi oldu. Bunu sizinle paylaşmamı ne olur çok görmeyin bana.
n n Şimdi gelelim asıl konuya. Gündüz evin dışındaydım, AK Parti Genel Kurulu’nu izleyemedim. Akşam eve dönünce baktım internete ve önce Mesut Barzani’nin “Erdoğan’a yardım edeceğiz” sözleriyle ayaklandı isyan duygum. AK Partili değilim, bunu beni tanıyan herkes bilir, AK Parti’yi ve Genel Başkanı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı da eleştiririm, bu da saklı gizli değildir. Ama o parti benim milletimin partisidir ve Sayın Erdoğan benim hükümetimin başbakanıdır. Ona muhalif olmam başkadır, Barzani denen bir aşiret reisinin haddini aşan bir edayla “Erdoğan’a yardım ederiz” demesini kabullenebilmem daha doğrusu kabullenmeyişim başkadır. İsyanım bu haddi bilmezliğedir.
n n
n n İsyanımın hicrana dönüşmesi ise bir başka gazetenin internet sitesinde okuduğum bir başka haberden sonradır. Bu topraklarda gözü olduğu herkes tarafından bilinen ve PKK’nın hem ev sahipliğini hem de tüm inkarlarına rağmen koruyuculuğunu yapan Barzani’ye yüzde doksanı öz be öz Türk olan bir ülkede bir iktidar partisinin kongresinde “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye bağırılması; bağrımı yakmıştır.
n n Misafirdir; nezaketen hoşgeldiniz denmesini anlarım da, “Türkiye seninle guru duyuyor” diye bağırılmasını anlayamam. Birisi ev sahipliğinin gereği, diğeri ise Türk halkından alınmayan bir yetkinin izinsiz kullanılarak Türk halkı adına o halkın çoğunluğunun aksine bir söylemin dile getirilmesidir. Türkiye’nin gurur duyacağı değerleri ve kahramanları bellidir. Onlar Alpaslan’dır, Kılıçaslan’dır, Osman Bey’dir, Fatih’tir, Mustafa Kemal ve daha yüzlerce, binlerce tarihi şahsiyettir. Başkalarının gurur duymak için ithal kahramanlara ihtiyacı olabilir ama Allah’a şükürler olsun ki bizim tarihimiz kahramanlar tarihidir. Gurur duymak için ithal isimlere ihtiyacımız yoktur ve hiç olmamıştır. Hele de dünkü aşiret reisleri ve azılı Türk düşmanlarına hiç mi hiç olmamıştır…
n n
n