Türkiye’nin yeni yol haritası-l-

Abone Ol
Türkiye’nin yeni miladında yeni bir yol haritası oluşmaktadır.
Bu yol haritasına ayak uyduramayan bürokrat ve siyasilerin tasfiyeleri kaçınılmaz olacaktır.
Sayın Başbakan balkon konuşmasının giriş bölümünde, “ Bugün bu seçimi kazanan sadece Recep Tayyip Erdoğan değildir. Bugün milli irade bir kez daha kazanmıştır. Bugün demokrasi bir kez daha kazanmıştır” diyerek demokrasinin temel dayanağı “MİLLİ İRADEYE” dikkat çekmiştir.
Türkiye’nin yol haritasının birinci maddesini “Milli İradenin Egemenliği” olarak işaretleyebiliriz.
Madde 2: Yeni yol haritasında Türkiye’nin misyonu, tarihi misyonu ile özdeşleştirilmiştir.
Milletimiz bin yılı aşkındır İslam dünyasının hamiliğini yapmaktadır. Bin dört yüz yıllık İslam tarihinin bin yılı kurumsal olarak bu topraklarda geçmiştir. Halifelik, Abbasilerde (Araplarda) olduğu dönemlerde bile Müslümanların koruyuculuğunu yapmış bir milletin çocuklarıyız.
Tarihimiz ve coğrafyamız; bizleri yine bu misyona zorlamaktadır.
Sayın Başbakan’ın; “Bugün 77 milyon 81 vilayet kazanmıştır. Hiç kuşkusuz bugün yeni Türkiye öncü Türkiye kazanmıştır. Sadece Türkiye değil, bugün Bağdat da İslamabad da Beyrut, Saraybosna Üsküp de kazanmıştır. Bugün Şam, Halep, Hama, Humus, bugün Ramallah, Nablus, Gazze, Kudüs de kazanmıştır” ifadeleri, Türkiye’nin yeni yol haritasındaki misyonunu ortaya koymaktadır.
Madde 3: Tanzimat’tan beri var olagelen devlet- millet çatışması, bundan sonra olmayacaktır. Yöneticiler ile milletin kıblesi birleşmiştir. Vesayet ve dayatma dönemi sona ermiştir.
Tanzimat’ın ilanından beri ülkede devlet- millet çatışması ile İkinci Abdülhamit dönemi hariç milletimizin ve devletimizin misyonunda eksen kayması olmuştur. Bu durum, devlet- millet arasında karşılıklı güvensizlik meydana getirmiştir. Genelde ülkeye egemen olan elit yöneticiler Batıya, millet ise Doğuya bakmış, hatta aşağılanmış ve Milli Eğitim’in vizyonu dahi buna göre dizayn edilmiştir.

Buna işaret eden Sayın Başbakan’ın; “Artık devletin ve milletin iki ayrı istikameti bulunmuyor. Bugünden itibaren aynı istikamete bakıyor. Bir olarak aynı rotada yürüyor... Bugün ise 27 Mayıs 1960 parantezi artık kapanmıştır. 27 Mayıs ın bir vesayet aracı olarak Türkiye ye dayattığı cumhurbaşkanlığı anlayışı, artık tedavülden kalkmıştır. Biz 13 yıl önce... Menderes gibi yeter demiştik. Yeter söz milletindir demiştik. Ama bir şey daha ilave etmiştik. Yeter söz de milletin, karar da milletindir demiştik. İşte şimdi söz de karar da milletin uhdesine verilmiştir. Aracılar vasıtasıyla Cumhurbaşkanı seçmediniz. Bizzat kendiniz seçtiniz. Önemli olan burası” ifadeleri bunu göstermektedir.
Devam umuduyla selam ve sevgiler...