Türkün adı yok

Abone Ol

n

n
n Son üç asır Türk katliamları asrıdır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye her yerde eline fırsat geçen herkes Türke vurmuştur ve hala da vurmaktadır.
n
n
n
n Onsekiz ve ondokuzuncu asırlar Orta Avrupa ve Balkan Türklüğünün imha asırlarıdır. O topraklarda Hristiyan unsurlar tarafından katledilmiş en az beş milyon Müslüman Türkün kemikleri vardır. Kaçanlar, kapağı İstanbul’a atabilenler kurtulmuş, kaçamayanlar topluca katledilmiştir.
n
n
n
n Ondokuzuncu ve yirminci asırlarda sürgün ve katliam sahnesi Kafkaslar ve Asya’dır. Aktörler ise batıda Ruslar, doğuda Çinlilerdir. Türk ve Müslüman kanı sular seller gibi akar. Çar’ın zulmünden kaçanlar Osmanlı ya sığınır ama Stalin’in sürgününden kaçabilen yoktur. Kırım ve Ahıska Türkleri doğunun en doğusunda vatan hasretine mahkum edilirler yıllar yılı.
n
n
n
n Bazılarına garip ve hatta inanılmaz gelecek ama yirmibirinci yüzyıla girdiğimiz bu günlerde hala Türkler katlediliyor. Dünya kör, dünya sağır, dünya dilsiz; bu katliamı ne kimse görüyor, ne kimse duyuyor ne de kimse dillendiriyor. Başkalarından vazgeçtik bizim körlüğümüze, sağırlığımıza ve dilsizliğimize yanıyorum. Kendi kardeşinin katledilmesini görmeyen, duymayan ve dillendirmeyen bize hayıflanıyorum.
n
n
n
n Kerkük türkülerini hemen hepimiz biliriz, hemen hepimiz sever ve söyleriz. Ne garip ve ne yazıktır ki türkülerine gönül verdiğimiz insanların dertlerine kulaklarımız tıkalıdır. Yakılmalarına, vurulmalarına, öldürülmelerine ve yok edilmelerine gözlerimiz kapalı, dillerimiz suskundur.
n
n
n
n ABD’nin Irak’a girmesiyle birlikte Irak Türklüğü sistemli bir imha ve asimilasyonla karşı karşıya kalmıştır. Tapu ve nüfus kayıtları yakılan Kerkük, tarihi bir Türk kentidir. ABD uçakları ve tanklarıyla günlerce bombalanan Tuz Hurmatı, Telafer ve diğerleri tamamen Türk/Türkmen kentidir. Kuzey Irak’ta en az 2.5 milyon Türk/Türkmen yaşamaktadır ve bugün Barzani-Talabani çetelerinin ellerine teslim edilmiş vaziyettedirler. Bizden, bizim hariciyemizden, bizim basınımızdan, bizim siyasetçilerimizden ve bizim aydınımızdan(!) bu konuda en ufak bir ses çıkmamaktadır.
n
n
n
n Şimdi sıra Suriye Türklüğüne gelmiş bulunuyor. Haberlere bakıyorum; Halep bombalanıyormuş. Tamam da Halep’te ölenler kimler? Halep’te kaç yüz bin Türk/Türkmen yaşıyor? Kürtler Kuzey Suriye’de kurtarılmış bölgeler ilan ediyorlarmış! İyi de Halep’ten Hatay’a tüm coğrafyaya yayılmış Bayır-Bucak Türkmenleri ne olacak? Bahseden yok. Bu suskunluğu cehaletle geçiştirmek mümkün mü? Yazar-çizer tayfası nasıl bilmez Suriye Türklüğünü? Hadi, onlar bilmedi ya da bilmezden geldiler Türk Hariciyesi de mi bilmez? Türk devlet adamları, Türk siyasetçileri de mi bilmez?
n
n
n
n Olacak iş mi? Nasıl bilmezler? Bal gibi bilirler! Bilmek görevleri. Ama susuyorlar! Niye! Sorulması gereken asıl soru bu: Niye?
n
n Türk adı sadece bir ırkın, bir boyun, bir soyun değil doğudan batıya, kuzeyden güneye cihana damgasını vuran bir büyük milletin, bu devleti kuran unsur-u aslinin adı. Yeni yapılacak anayasada olmayacakmış! Bu addan niye korkulur ki? Bu adı Hristiyan batının duymak istememesini anlarım. Bu millet asırlarca hem de tek başına Haçlı seferlerine karşı durmuş, asırlarca İslam aleminin yol açıcı kılıcı koruyucu kalkanı olmuş. Onları anlarım da bize ne oluyor? Onu anlamam. Siz anlayabiliyor musunuz ve siz Türkün anayasasından Türk adının çıkarılmasını anlayıp kabullenebiliyor musunuz? Ben kabullenemiyorum ve hiç kabullenmeyeceğim, Anayasada ne yazarsa yazsın ben hep Türk vatandaşı olacağım ve hep Türk kalacağım…
n