n Taksim eylemleri ne birilerinin sandığı gibi bir ayaklanmadır ne de Başbakan’ın ve hükümetin dediği gibi “üç beş çapulcunun “ işidir. Bir patlamadır, bir boşalmadır. Uzun bir zamandan beri durmadan aşağılanan ya da en azından aşağılandığı kanısına kapılan/kaptırılan bir kesimin patlaması, sıkışan gazın boşalmasıdır. Bu birikmeyi, bunalmayı ve boşalmayı herkesten önce ve özellikle hükümetin doğru okuması, algılaması ve değerlendirmesi gerekmektedir.
n n
n n Şeyh Edebali Osman Beye nasihat ederken “Ey oğul, artık Beysin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize hoşgörmek sana, anlaşmazlıklar bize, adalet sana, haksızlık bize, bağışlamak sana. Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma ve insanı yaşat ki devlet yaşasın. Ey oğul, işin ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı. Allah yardımcın olsun” der. Osmanlı referansını çok sık kullanan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AK Parti kurmaylarının bu nasihati bugünlerde her zamankinden daha sık hatırlamaları ve tekrar tekrar okumalarında yarar vardır.
n n
n n Kendi vatandaşına ne kadar yanlış ve haksız bir eylemde bulunursa bulunsun “Çapulcu” diyen bir devlet olmaz, olamaz. Devlet vatandaşına hakaret etmek için değil tam tersine -suçlu bile olsa- vatandaşını hakaretten korumak için vardır. Bu hükümetin zamanında yeniden yazılan Türk Ceza Yasası ve Basın Yasası açıktır; orada bir insana fiilen hırsızlık yapsa bile hırsız, bir fahişeye fahişe demek yasaktır, suçtur. Hal böyleyken bu ülkenin vatandaşlarının belli bir kısmına bu ülkenin devlet ve siyaset adamları tarafından “çapulcu” diye hakaret edilmesini ne Osmanlı devlet adap ve anlayışıyla ne de insani ve İslami edeple açıklamak mümkündür.
n n
n n Sayın Başbakan’ın CHP’yle hesaplaşacağım diyerek Türkiye Cumhuriyeti tarihiyle kavga etmesi, o tarihi açıktan ya da üstü kapalı sözlerle eleştirmesi de aklın alacağı bir iş değildir. Taksim patlamasında bu gereksiz ve faydasız ifadelerin payı büyüktür. CHP’nin geçmişi Cumhuriyetin geçmişidir. Cumhuriyetin biraz gerisinde de Osmanlı vardır. Tarih bir bütündür ve hepsi de iyisiyle ve kötüsüyle, doğrusuyla ve yanlışıyla, günahıyla ve sevabıyla bizimdir. Devlet adamlarına düşen görev syasi rakipleriyle devletin geçmişi ve tarihi üzerinden değil bugünün meseleleri ve geleceğe bakış açısından hesaplaşmaktır.
n n
n n Bu patlama, bu gaz boşalması er veya geç geçecektir. Taksim’den ya da Kızılay’dan kimse Tahrir çıkacak diye umutlanmasın. Yine kimse de öyle bir zanla paniğe kapılmasın. Herkes ama özellikle de hükümet meseleyi sağduyuyla ele almalı, toplumun belli bir kesimiyle zıtlaşmak gibi bir tavra tevessül etmemeli. Olayı usuletle ve suhuletle çözmek mümkündür ve giderek gerilen ortam ancak böyle yatıştırılabilir ve giderek birbirinden uzaklaşan millet fertleri; birbiriyle ancak sevgi ve hoşgörüyle yeniden kaynaştırılabilir.
n n
n n
n n
n