VURDUMDUYMAZLIK

Abone Ol

n

n

n Ülkemizdeki olaylara göz atarak düşündüğümüz zaman, bir vurdumduymazlığın kol gezdiğini görüyoruz. Henüz daha olaylar karşısında kolektif olarak davranış inisiyatifini geliştirebildiğimizi görmek de mümkün değildir. Her gün gazetelerde, çok dramatik olaylarla karşılaşmamıza rağmen; bunları kanıksadığımız ve güncel olaylar içinde mütalaa ettiğimiz gerçeğini inkâr edemeyiz. Bu olayların her geçen gün artış göstermesi karşısında, gerek sivil toplum örgütlerinin ve gerekse de devletin bu olayları önleyici tedbirleri almadıkları veya almakta geciktikleri veya hala Batı ölçeğindeki adalet normlarına erişemedikleri ortadadır. İslam dinin de, yaratılmışların en kutsalı olarak insanı işaret etmesine rağmen; Müslüman olan ülkemizde bunun neden böyle olmadığı gerçeğini anlamak mümkün değildir. Açıkça bunları ortaya koyarak irdelememiz gerekir ki ve ben bunu anlamakta zorlanıyorum.

n

n Ülkemizde birbirinden farklı olan iki insan grubu var gibi bir anlam ortaya çıkmaktadır. Bunlar, üstün olan erkekler ve daha alt durumda olan kadınlar. Gün geçmiyor ki, birkaç kadın kocası veya ayrıldığı kocası veya babası veya kardeşi tarafından katledilmemiş olsun. Birisi kendi kendine, diğer birini öldürmeye nasıl karar verebilir ve bunu uygulayabilir. İşte en önemli nokta buradadır ve bu anlayışın kökünden değişmesi gerekir. İşin diğer bir tarafı ise bunlara bir de namus kurtarma mazereti ilâve edilmektedir. Arada herhangi bir kanuni bağ olması veya olmamasına rağmen bunun cezası, asla diğer birisini öldürmek veya öldürmeye karar vermek olmamalıdır. Bu olaylar gözümüzün önünde cereyan edip giderken tedbirlerin alınamaması veya davranışların değişememesi üzerinde durulması gereken husustur. Eskilerin dediği gibi “kan, kan ile değil; kan su ile yıkanır”. Bir kadın veya bir erkek ne yaparsa yapsın bunun cezası ölüm değildir. Ancak, yaratan yaratır ve “O” can alabilir. Allah’a şirk koşmaktan sonraki ceza, birisini öldürmektir. Bu şekildeki olayların temelinde, aile şefkati ve sevgisinden yoksun olan nesillerin olmasından kaynaklanmaktadır.

n

n Vurdumduymazlık ile ilgili olarak vereceğim diğer örnek ise, cinsel taciz olaylarıdır. Burada en önemlisi ise, küçük yaştaki çocukların tecavüzünü anlamak mümkün değildir. Bu bana göre, o insanı öldürmekle eşdeğerdir. Kabaca ifade etmek gerekir ise, kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan ABD’de tecavüzün cezası idamdır. Bir hususu ifade etmek gerekir ise burada yaş da önemli değildir. Rıza olmadığı takdirde taciz olayının cezası istinasız budur. Kadın veya erkek olarak ona Allah tarafından verilen bedeninin tasarrufu sadece ve sadece kendisine aittir. Bunu kimse isteğin hilafında kullanamaz. Bundan daha vahimi ise, reşit olmayan kız çocukları üzerindeki istismarlardır. Düşünebiliyor musunuz, eğitim-öğretim için kendisine teslim edilen sübyanlara tasallut edenlerin insanlıkla ilgilerinin olduğunu zannetmiyorum. Ülkemizdeki bu hususla ilgili olarak bir şey üzerinde de durmak isterim. Tecavüze uğrayan, mağdur olan; namus temizleme töresine bağlı olarak öldürülmektedir. Benim mantığım, öteden beri bunu anlayamamaktadır. Kirleten elini kolunu sallayarak gezmesine rağmen; kirletilen, mağdur olan cezalandırılmaktadır. Bu nasıl bir töredir. Bunun nereden kaynakladığını anlamak da mümkün değildir. Bütün bunların aile içindeki davranışlardan kaynaklandığı gerçeği ortadadır. Bu doğu kültüründeki yanlış anlayış, erkek çocukların, kız çocuklarından üstün tutulmasıdır. Burada toplumumuz içinde, daha doğrusu aile içindeki ayrımcılık yapılmaktadır(Aslan oğlum gibi).

n

n Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, “Bir erkeğin sadece erkek olduğu için kadına, bir kadının da kadın olduğu için erkeğe üstünlüğü yoktur. Üstünlük bilgi, beceri ve yeteneklerdedir”. Allah erkeği kadının, kadını da erkeğin tamamlayıcısı olarak yaratmıştır. Birinin diğerine üstünlüğü yoktur. Bu şekildeki kurulmuş aileler dış tehditlere ve problemlere karşı dirençlidir ve bu aileden doğan çocuklar ise; vatana ve millet hayırlı olurlar. Geleneksel Türk ailelerindeki gıpta ettiğimiz bu yapının bozulması, endişe verici bir durumdur. Milletimiz gücünü, bu şekildeki ailelerden almıştır ve kurduğu devletlerin gücü buradan gelmektedir. Güçlü ailelerden meydana gelmiş bir millet temennisi ile saygılarımı sunarım.

n