Yalan makinesi...

Abone Ol

n

n
n Bu kadarına pes dedirten
n
n iftira ve yalanlarla insanları karalamaya çalışanlar,
n
n ruh hastası hallerini ne kadar saklamaya
n
n çalışırsa çalışsın kendilerini ele veriyor...
n
n Akli dengeleri yerinde olmadığından
n
n böyleleri ne Allah tan korkar ne de kuldan utanır...
n
n Ne yapmak lazım?..
n
n Anıl Ege nin bugünkü Yalan makinesi
n
n öyküsü, sorunun cevabını veriyor...
n
n
n
n * * *
n
n Amerikalı uzman, yalan makinesi nin
n
n özelliklerini anlatıyordu. Sorgulama sırasında,
n
n insana bağlanan ve yalan söyleyip söylemediğini
n
n tespit etmeye yarayan aletin,temel olarak kan basıncı ve nabız artışındaki
n
n gibi adrenalinin yan etkilerini ölçerek çalıştığını söyledi. Yalan makinesi,
n
n yüzde 50 oranında başarı sağlıyordu.
n
n Uzman, toplantıya bir kahve arası verdi. Polislerden
n
n bazıları, makinenin başarılı sonuç getirmeyeceğine inanıyordu. Bunlardan
n
n biri de Recai ydi. Bir adam var, bu makineye kafayı yedirir dedi.
n
n Komiser yardımcısı Sefer, olamaz
n
n diye karşılık verince, ikisi de iddiaya girdi.
n
n Kahve molası bitmiş, toplantı yeniden başlamıştı.
n
n Amerikalı uzman, yalan makinesi nin
n
n özelliklerini örneklerle anlatıyordu ki,
n
n Recai nin iddiası kendisine hatırlatıldı.
n
n Uzman, makinenin yanıltılamayacağını
n
n savundu. Recai de ısrarla O herif bırakın yanıltmayı,
n
n makinenin sigortasını attırır iddiasını sürdürdü.
n
n Uzman da merak etmişti. Kendi kendine
n
n Nasıl olur diye söylendi. Recai ye,
n
n Bu adamı bul getir. Ben de iddiaya giriyorum. Kaybedersem
n
n bu akşamki yemek benden dedi.
n
n Recai, pişman olmuştu. Adamın meziyetinden
n
n değildi telaşı. Onu nasıl bu makineye bağlanmaya ikna edecekti.
n
n Amerikalı uzman, Recai ye izin verdi. Recai, yakından tanıdığı
n
n adamın herkese iftira attığını biliyordu.
n
n Nasıl yapmalıydı?..
n
n Recai, bir bahane uydurup;
n
n adamın yazıhanesine gitti. Birlikte havadan sudan konuşup çay içtiler. Konu konuyu açtı. Adam kendisinin dürüstlüğünden
n
n söz açtı. Kendisi hakkında söylenenlerin yalan olduğunu
n
n anlatmaya başladı. Öyle güzel anlatıyordu ki,
n
n sanki sütten çıkmış ak kaşıktı.
n
n Recai, Herkes senin için hırsız, rüşvetçi ve yalancı diyor ama...
n
n dediğinde, adam Bunlar yalancı kardeşim diyerek
n
n lafını kesti. Recai, o zaman sana ispat imkanı vereyim dedi. Adam, hem şaşırmış hem de sevinmişti. Hiç tereddütsüz Tamam dedi ama yalan makinesine
n
n bağlanacağı aklına gelmemişti.
n
n Recai ile birlikte yazıhaneden çıktılar. Kapıda bekleyen
n
n polis aracına güvenle binen adam, 15 dakika sonra Amerikalı uzmanın
n
n toplantı yaptığı salondaydı. İçeri girerken
n
n meraklı gözlerden şüphelendi. Türkçeyi çok iyi bilen Amerikalı uzman, Hoşgeldiniz diyerek karşıladı onu. Adamın şaşkınlığı daha da arttı. Eski bir sorgucu olan
n
n Komiser Hikmet, Senin doğru biri olduğuna inanıyoruz diyerek adamı rahatlattı. Evet bu memleketin namuslu insanlarından biriyim diyen adam, yalan makinesine bağlanmaya razıydı.
n
n Kablolar vücudunun çeşitli yerlerine bağlandıktan sonra adı soyadı, ne iş yaptığı gibi sorular soruldu. Grafik çizgisi yerindeydi. Yani makine onun doğru söylediği sinyalini veriyordu.
n
n Ne var ki, adam gelmeden önce, onun yargılandığı ve mahkumiyet aldığı dava dosyalarındaki
n
n belgeler de hazırlanmıştı. Telefon görüşmelerinin kayıtları, fotoğraflar ve yazılı belgeler hazırdı.
n
n Sen rüşvet istemişsin sorusuna
n
n Yalan kardeşim diye cevap veren adama
n
n telefon görüşmeleri dinletildi. Makinede tepki yoktu. Bu ses senin sesin değil mi? diye sorulduğunda,
n
n Sesi benzetebiliyorlar cevabını verdi. Pazarlık yaparken
n
n çekilmiş fotoğraflar gösterildi. Fotomontaj dedi. Grafik çizgisi
n
n oynamıyordu bile. Amerikalı uzman, makineyi kontrol etti. Herhangi bir arıza yoktu.
n
n Herkes şaşkındı. Amerikalı uzman ise mahcup olmuştu. Saatlerdir anlattıkları
n
n boşa çıkmıştı. Bir yanlışlık olmalıydı. Amerika daki amirini aradı telefonla.
n
n Aralarında hararetli bir konuşma oldu. Uzman, adama bağlı kabloları çıkardı, makinenin fişi çekildi.
n
n Toplantıya katılanlar,uzmanın ne diyeceğini merak ediyorlardı. Amerikalı,
n
n adama teşekkür etti. Recai ye de onu yazıhanesine bırakmasını rica etti ve Sen kazandın dedi.
n
n Toplantıda sessizlik hakim oldu. Amerikalı uzman,
n
n Bu adam, paranoid şizofren dedi. Telefonla görüştüğü amiri,
n
n yalan makinesinin böyle bir zafiyeti olduğunu hatırlatmıştı. Uzman devam etti: Bu hastalar,
n
n bireysel olarak kendi yaptıkları hatalarda bile kendilerini suçsuz algılar, o sırada çevrelerinde olan kişileri veya uygun buldukları başka kişileri suçlarlar.
n
n Amerikalı uzman,böyle bir vaka ile hiç karşılaşmadığını
n
n ve böyle insanların tedavi edilmediği sürece
n
n toplum için tehlike oluşturabileceğini anlattı.
n
n Hiç kimseden ses çıkmadı. Elin Amerikalısına
n
n Biz böylelerini Allah a havale ederiz diyecek halleri yoktu.
n
n Çünkü, böylelerini polis marifetiyle tedavi ettirmek
n
n yasal olarak imkansızdı.
n
n * * *
n
n Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle...
n
n
n