Seçimler giderek yaklaşmaktadır.
Sandıktan umudunu kesenler, sandık dışı oyunlarla iktidar yokuşuna tırmanacaklardır.
Ve işe yargıdan başlamışlardır.
Kamu düzenini sağlayan kurumlar, bir taraftan itibarsızlaştırılırken; diğer taraftan hükümete yani iktidar partisine olan güven sarsma yoluna gidilecektir.
Kendilerince; aciz ve itibarı sarsılmış bir iktidarın oy oranını düşürmüş olacaklardır.
İşte merhum savcı ile ilk adım atılmış oldu.
Muhalefetin üst aklı bunları organize edecek ve bu üst aklın taşeronları ise parsayı toplayacaklardır.
Türkiye’de bu filmleri hep izledik. Bunlar bayat oyunlardır.
Ancak iktidar bunların arka planını tespit edip teşhir etmeli ve milletimize göstermelidir.
Gezi olaylarında olduğu gibi burada da olayın sis perdesi aralanmalıdır.
Yargının can güvenliğine yapılan bu saldırıda polisin yetersizliğinden ve geçmiş yıllara göre polis operasyonlarının azlığından şikayet edilmektedir.
Böylelikle polis itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır.
Cinayet sonrası bazı gazete manşetlerine ve yazarların ifadelerine bakarsanız bu durumu fark edersiniz.
Çok ciddi ve ustalıkla sergilenmeye çalışılan bir oyunla karşı karşıyayız.
Bir taraftan suikastlar, diğer taraftan bu suikastları önleyecek polisi itibarsızlaştırmak?
Nasıl, güzel bir tezgah değil mi?
Öncelikle polis amirlerinden başlanılmıştır. Polise ve mevcut amirlere güvensizlik, beraberinde hükümete karşı güvensizliği, hükümete karşı güvensizlik ise iktidar partisine güvensizliği getirir. İktidar partisine güvensizlik ise alternatif arayışlara neden olur.
Bu da muhalefete oy getirir. Öyle mi?
Tabii ki yerse…
Selam ve sevgi ile…