YİNE SEÇİM

Abone Ol

n

n

n

n

n 30 Mart ile birlikte, mahalli idareler ve belediye başkanları seçimini tamamlar tamamlamaz; dilimize bir seçimi, yani cumhurbaşkanlığı seçimini doladık. Şimdi bütün yayın organları ve televizyonlar, sanki Türkiye nin başka bir problemi yokmuş gibi bu konunun peşinde ve cumhurbaşkanı adayları ile seçimin üzerindeki yorumlar üzerinde durmaktadırlar. Elbette, konuşmalar ve yorumlar yapılacaktır. Yalnız, siyasetle ilgili konular üzerinde çok fazla durulduğu gerçektir. Seçim ile ilgili konuşmalarda, siyasilere hep itidal tavsiye ettim. Bırakın her günü, günde bir değil, iki veya daha fazla konuşma yapan liderlerin konuşmalarında mutlaka bir konu bulmaları gerekir. Yalnız, yeni konu bulmadaki sıkıntılar dolayısı ile, konuşmaların şirazeden çıktığını da gördük. Türkiye nin eğitim seviyesinin ortalama olarak 3. sınıf olduğunu önümüze koyacak olur isek, durumun vahameti daha da belirgin olarak ortaya çıkacaktır. Eskiler bir şahıs gündeme gelince Onun okuması yazması yok ama, irfanı var derlerdi. Okuması yazması olamayan ama, okumuşlara taş çıkartan çok kişi tanıdım. Erzurum da görev yaptığım sırada, Köşk Köyünde, yüz yaşın üzerindeki bir zatı tanımıştım. Ermeni zulmünü görmüştü ve olayları çok iyi anlatıyordu. Yalnız, tarihleri söyler iken, ben diyeyim 50, sen deki 60 yıl önce ifadelerini kullanıyordu. Ben kendisine tam tarihi söyleyince de, yüzüme dik, dik bakıyordu. Hatırlayamadığı bazı yabancı kelimeleri de söyleyince de, merakını gidermek için, Oğlum Osman Bey, yaşın icabı bunları göremeyeceğine göre, bunları nasıl biliyorsun dedi. Ben de kendisine bu konuları merak ettiğim için çok okuduğumu söyledim. Bilmenin yolunun, sizin gibi olayları görmek veya okumakla olduğunu ifade edince; doğru söylersin, senin gibi bilenleri, Allah eksik etmesin demişti.

n

n Günümüzde bakan, fakat görmeyen insanlar var. Bunlara ilâve olarak kitap okumada, dünya sıralamasında sonlarda olduğumuz gerçeği de ortadadır. Bırakın kitap okumayı, gazete okuyan yok, okuyanlarda gazetelerin magazin kısımlarını okuyorlar. Televizyonlarda da, birkaç saat izlediğiniz takdirde, hiç bir şey vermeyen programlar ve diziler seyrediliyor. Birçoklarının da reyting rekorları kırdığını görüyoruz. Bütün bunların dışında, bir grup da var ki, ne kitap, ne gazete, nede televizyonla ilgileri yok; sadece ondan bundan öğrendikleri ile yetiniyor. Bütün bu insanların bir yöndeki, karaları olmadığını ise düşünmeyiniz. Zira, onların beyinleri boş değil, züğürtlükle doludur. Konuşmaya başlayınca da, Ben profesörlere taş çıkartırım demekten kendilerini alamazlar. Herhangi bir konuda soru soracak olursanız, kırık plak gibi hep aynı şeyi tekrar ederler. Zira, onlar için daha ilerisi yoktur. Bilim ve bilimsellikten yoksun bu insanlardan sakınmak gerekir. Bilimsellikleri ve bilgileri olmamakla birlikte; oldukça mütecavizdirler, fikri olarak üstünlük sağlayamayınca da kaba kuvvete baş vurmaktan kendilerini alamazlar. Halbuki, hiç bir şey siyah-beyaz olarak, kesin kes ayrılmış değildir. Geçen zamanla birlikte; bizlere aşılanan bilgilerin çoğunun yanlış olduğunu zaman içinde öğreniyoruz. Zira, zaman en iyi öğretmendir, fakat öğrencisini yaşlandırır. Heyhat, gençler bilebilse; ihtiyarlar yapabilse ne iyi olabilirdi. Onun için akıp giden zaman içinde, bilen yaşlıların bilgileri ile, gençlerin enerjilerini birleştirmek gerekir. Bunun yanında, yaşı ilerlemiş olmakla birlikte; gençler kadar dinamik olanlar da vardır. Yaşı yetmişi geçmekle birlikte, dinamik olanlar; Atatürk ün değimi ile TUANA gençtir. Bir toplantı sonunda, konferansı veren zata, plaket vermem benim tarafımdan rica edildi. Ben de plaketi verirken, bu muhterem zatı övmek için, insanlar yetmiş yaşında olsalar bile, dinamik olmaları sebebi ile, Atatürk ün sözüne göre Tuana genç olduğunu ifade ettim. O plaketi aldıktan sonra ise, bana teşekkür etti ve Osman Hocanın söylediğine göre, ben 18 yaşındayım dedi. Zira, konferansı veren şahıs 88 yaşında imiş. Yeni seçimlere girerken, başta liderler olmak üzere tüm halkımızın soğukkanlı olarak, dolduruşlara gelmemelerini, seçimin Ülkemiz için hayırlı olmasını dilerim. Fakat, şimdiden bir seçimin stresini üzerimizden atmadan, diğerine başlamanın oldukça zor olduğunu görüyorum. Onlara tolerans ile ve seçimin bir yarış olması dileği ile saygılarımı sunarım.

n

n

n

n

n