Zorluklar içinde

Abone Ol

n

n
n Onurlu bir insan için ne kadar zordur bir sığınak bulmak. Ölçer, tartar, keser biçer; karar vermeye çalışır. Adımı ve kaderimi kimlerin eline bıraksam, diye… Kolay değil insanın ruhunun hücrelerini oluşturup her şeye rağmen kendini var etmesi. Duvarları yıkmak gerekir; dağ gibi, taş gibi olsa da, üzerine yıkılacak gibi gelse de… Temelleri atmak gerekir; kaygan zeminlerde, herkesin bizi arkamızdan ittiğini göre göre… Zordur bir kişilik olmak üzere ayağa kaldırmaya çalışmak bütün varlığını. Öyle bir kuyunun dibine atmaya çalışırlar ki amaçlarınızı; içi vıcır vıcır kokuşmuşluk kaynayan… Zamanı; sizin aleyhinize çalışan, sizi ısırmak için bir köşede bekleyen koca bir canavar haline getirirler. Zordur, sıra dışı olmak için mücadele etmek. Gözlerinizde kendi küfünün rengini görmemek için gözlerinizi çıkarır ve ikisini de elinize verirler. Oysa siz onlarla çocuk çocuk dünyaya bakıyordunuz, kimseye bir zararınız yoktu. İtiraf edelim, dünyanın ne kadar eğlenceli ve hoş bir yer olduğunu göstermek için bakışlarınızın rengine boyamak istediniz tüm evreninizi. Kaldıramadılar bu hoşluğu, kaldıramadılar siyah ve grinin tonlarından başka parlak renkleri.
n
n Ve zordur insanlara, gelen tehlikelerin yırtıcılığını göstermek, onları uyarabilmek. Yalancı çoban olmasanız da inanmazlar size. Fersah fersah derinlerden gelecek olan yaratıkların çığlıklarını duysanız da, onların kulakları gibi sezgileri de mühürlüdür. Gösterdiğiniz her şeye, tıpkı sizi küçümsedikleri gibi dudaklarını bükerek şöyle bir bakarlar; ama göremezler. Göremedikleri şey de onlar için nasıl olsa bir tehlike oluşturmaz. Hatta yıllar, yıllar sonra bile neden kaybettikleri hakkında en ufak bir fikre sahip değillerdir. Zordur bu kadar tantananın içinde sakin kalabilmek, duvarlara kafasını çarpa çarpa kendine bu yoz dünyada mutluluğuna gölge olan uzvunu patlatası gelir. Böylelikle, dart haline gelmekten belki bir lahza olsun kurtulursunuz. Belki biraz canınız yanar, binlerce yılın birikimi olan beyninizin kıvrımları leş kargaları tarafından didik didik edilir biraz; ama önemli değil. Sonunda sizi yerden yere vurmanın zevkini alacaksınız çevrenizdekilerin elinden.
n
n Zordur, bu dünyanın gerçek sanılan yalanlarına batmadan karşı kıyıya geçmek. Belki geçerim diye adım attığınız denizin aslında bir bataklık olduğunu gördüğünüzde anlarsınız boğazınıza kadar sizi de içine çekeceğini. Sonrası bir dizi anlamsız debeleniş ve dibe çekiliş… Siz ne kadar uğraşır debelenirseniz pislik sizi öyle bir sarar ki, kollarınız ve bacaklarınız size tabi olmaktan çıkar, bataklığın izin verdiği kadar hareket edebilirsiniz. Tüm insanlık, bu debelenişe bir ad takıp felsefesini oluşturmuştur bile: Yaşamak, böyle bir şeydir. Onların yaşam dediği çamura siz de saplanmışsınızdır artık. Sabahları erkenden uyanıp, ayaklarınızı gitmek istemediğiniz bir işe ayarlamışsınızdır bile. Öyle bir iş ki, yeteneklerinizi milim milim törpüler. Buna rağmen her ay bankaya yatan paranız için dua edip kendinizi şanslı hissetmeniz beklenir. Üstelik de inanmadığınız şarkıları, inanmadığınız türküleri söylemeniz gerekir bütün gün.
n
n Zordur, dostlarım, zordur insan olmak; insan olarak kalabilmek. Siz bütün sayfayı okuyorken, bir sözcüğün anlamını insanlara kavratmaya çalışmak zordur. Tüm bu yavaşlığın ve kokuşmuşluğun içinden çıkabildiğinizi anlatarak herkesin kendini yeniden yaratmasını beklemek zordur. Oyundan başka bir şey düşünmeyen, hepsi çocuk olan bir ada halkının içine düşmüş gibi sürekli bir şeyleri tane tane anlatmaya çalışmak… Bir süre sonra kendinize olan inancınızı bile yitirmeye başlarsınız. Ben neden buradayım, bunları neden anlatmaya çalışıyorum? diye kendi kendinize kızmaya başlarsınız. Herkesin derin bir uykuda olduğunu ve ortalığı kolaçan etmek için kaderin sizi görevlendirdiğini anlarsınız. Böyle bir yükü omuzladığınız için lanetler yağdırabilirsiniz. Ya da gözlerinizi bu göreve kapayıp siz de onlar gibi çocukça bir bencillik içinde tüm olan bitene duyarsız lay lay lom bir hayatı sürersiniz.
n
n Kesinlikle yapamazsınız, siz de biliyorsunuz. Bu öyle bir göz açış, öyle bir duyuş ve hissediş ki; bir kere adım attığınızda geri dönüşü yoktur.
n
n Ne diyelim Kayıp Kıtalılar, Allah yardımcınız olsun.
n
n ULTREYA….
n
n
n