Bilim insanlarının verilerine göre 4,54 milyar yaşında olan dünyamızda, bize biçilen yaşam süresi içerisinde meydana gelen yapılanmaları, değişimleri ve gelişimleri takip etmeye, evrilmeleri çözmeye çalışırız ki dünyada olan biteni anlayabilelim.

Ticaret Savaşları Sürerken

ABD Çin arasında alevlenen devamında Avrupa Birliği'ni de içerisine almaya başlayan Ticaret Savaşlarında ABD Çin'den ithal edilen 200 milyar dolar değerindeki ürünlere uygulanan gümrük vergisini yüzde 10'dan yüzde 25 oranına yükseltti. Çin tarafı ABD'nin vergi artırımını uygulamaya koyması durumunda, Çin'in de gerekli karşı önlemleri alacağını açıkladı. Düşünsenize; siparişinizi almış, üretimi tamamlamış, sertifikasyonun onayı alarak gümrükleme işlemi yaparken ürünlere uygulanan gümrük vergisi yüzde 15 artırılıyor!... Küreselleşme, serbestleşme, ürün ve hizmetlerin serbest dolaşımı vs vs. Ülkeden ülkeye farklılık gösteren bu söylem ve uygulamalar ile ticaretin en önemli olgusu olan güven ortamının tekrar nasıl sağlanabileceğini öngöremiyorum. Zira bu tür hamleler; gerilen ve stres biriktiren küresel ekonomide belirsizliğe doğru bir seyir sürecini başlatmış oluyor.

SATMA

İran Nükleer Anlaşması'ndan Mayıs 2018'de çekildiğini ve İran'ın nükleer programı nedeniyle yaptırımları yeniden devreye sokan ABD; İran'ın petrolden sonra en büyük ihracat gelir kaynağı olan demir-çelik, alüminyum ve bakır sektörlerini de kapsayan yaptırımları uygulamaya aldı. Avrupa Birliği ülkeleri, ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımları atlatmak için kurduğu Ticaret Borsalarını Destekleme Aracı'yla (INSTEX) Avrupalı firmaları koruma altına almıştı. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, ABD'nin yaptırımlarını aşarak Türkiye ve Rusya ile ticaret yapabilmek için INSTEX gibi bir mekanizma kurduklarını açıkladı. Zarif, "Iran'ın INSTEX versiyonunun adı SATMA. INSTEX'e benzeyen bu mekanizmaya, Türkiye ve Rusya dahil bizimle ticaret yapmak isteyen diğer ülkeler de dahil edilecek" açıklamasını yaptı. Yaptırımların ülkemiz ekonomisine yansımalara çokça konuşulanların başında geliyor. 2017 yılında 42 milyon ton petrol ithalatının yaklaşık 10 milyon tonunu İran'dan karşılayan ve her ay ortalama 850 bin ton petrol ithal eden Türkiye, EPDK'nın açıkladığı son veriler dikkate alındığında 2019'un Şubat ayında bu ülkeden 349 bin ton ham petrol dışalımı yapmış. 2017 yılında Türkiye'nin İran'a ihracatı 3,26 milyar dolar iken ithalat 7,49 milyar dolar idi. İki ülke ticaret hedefini 30 milyar dolar olarak belirlemişti !...

İran'a Ambargo, Irak'a Yol Açık

Irak, ExxonMobil ve PetroChina ile 53 milyar dolarlık petrol anlaşmasında detayları çalışır duruma geldi. Anlaşmada petrol fiyatlarının düşmesi ve yükselmesi halinde karın nasıl bölüşüleceği konusuna yoğunlaşılmış durumda. 30 Yıllık olması planlanan anlaşma çerçevesinde Irak 400 milyar dolar gelir hedefliyor!... Anlaşma kapsamında Irak'ın güneyindeki iki petrol yatağı Nahr bin Umar ve Artavi'nin geliştirilmesiyle yataklardaki petrol üretim kapasitesinin günlük 125 bin varilden 500 bine çıkarılması planlanıyor.

Provokatif Bir Eylem

2011 Yılında Limasol'un 160 km güneyinde, İsrail açıklarında daha önce bulunmuş olan Leviathan sahasının 30 km batısında, Afrodit ismi verilen, 129 milyar m3'lük yeni bir doğal gaz sahası ve 2018 yılında bu sefer Kıbrıs adasının güney batısında, 6. Blok diye tabir edilen bölgede, 220 milyar m3'lük başka bir doğal gaz sahasının bulunmasıyla beraber İtalyan Eni , Fransız Total ve ABD'li ExxonMobil şirketleri Güney Kıbrıs Hükümeti ile anlaşma yaparak doğal gaz arama çalışmalarına başlamışlardı.

1994 Uluslararası Deniz Hukuku içtihadına uygun olarak, kıyılarının 200 deniz mili ötesinde her türlü doğalgaz, petrol arama hakkını olduğunu ve buna uygun olarak Kıbrıs adasının batısı dahil sondaj faaliyeti yapabileceğini ileri süren Türkiye bölgede doğal gaz araması yapabilmek için uluslararası enerji şirketleriyle bir türlü anlaşamadı. Sanki bir erg anlaşmaların olmamasını istiyordu. Bunun üzerine kendi sondaj gemileri Fatih ve Yavuz'u 2018 ve 2019'da devreye sokan Türkiye, nihayet 2019 Mayıs ayı itibariyle Kıbrıs açıklarında Amerikalı, İtalyan, Fransız şirketlerinin başlattığı 'Doğalgaz Sondaj' faaliyetlerine resmen katıldığını açıkladı. İlk önce Avrupa Birliği devamında ABD 'Türkiye'nin Kıbrıs Ekonomik Münhasır Bölgesi etrafında yapacağı sondaj faaliyetlerinin provokatif bir eylem olduğu ve durdurması gerektiği' açıklamalarını yaptılar!...

Nereden baktığımız önemli, ancak benim baktığım pencereden durumlar hiç de iç açıcı değil.