Sayın, protokol,

Değerli konuklar,

Hanımefendiler, beyefendiler,

Sanatçı dostlarım,

Sevgili öğrenci arkadaşlarım,

Görsel ve yazılı basınımızın güzide temsilcileri…

Hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyor,

En içten dileklerimle sevgi ve saygılarımı sunuyor…

HOŞGELDİNİZ diyorum.

Hoş geldiniz.

***

Hoş geldiniz EFENDİM.

***

EFENDİM diyorum çünkü şiirin efendisi insandır.

Şiir insan için vardır…

İnsanın, insana yararı ne ise şiirinki de odur!

Zira insan olmasa, biz şiir için burada olmazdık!

***

(Bu arada hemen anti parantez arz edeyim; konferansımızın sonunda sorularınız varsa, bunları yazılı olarak verirseniz memnun olurum. Konferans sonrası hepsini cevaplarım. Şimdiden teşekkür ederim.)

***

Evet.

Bildiğiniz gibi efendim, okullarımızda edebiyat, duygu ve düşünceleri hatta hayalleri estetik kurallar çerçevesinde, sözlü veya yazılı anlatılmasıdır şeklinde öğretilir.

Doğrudur.

Naçizane bendeniz edebiyatı tanımlarken diyorum ki Evren içindeki halleri, her yapısıyla birlikte karşılaştırma olanağı yaratmak ve bundan soyut olsun, somut olsun, her oluşumcu halden iyi ve de güzel olanı; anlamlı bir estetik içerikte ve biçimde evren bütünlüğüne katma gayretinin kendisidir diyorum.

Gelelim şimdi de şiir nedir sorusuna?

Efendim hemen diyeceksiniz ki neden önce edebiyat geliyor da şiir gelmiyor?

Canım edebiyat, duvaksız bir gelinse şiir de onun telli duvaklı olanıdır.

Kime göre?

Bendenize göre.

Aslında şiir için çok şeyler yazılıp söylendi.

Ancak sanat ne kadar uğraşırsa uğraşsın; hayatı ikince elden söyleyebilir. Bunu oldu bitti derim.

O halde, şiir nedir sorusuna verdiğim cevaba bakalım.

Temelimiz Kültürdür adlı kitabımda da buna yer vermişim.

Edebiyat ve Şiir başlıklı yazımda, demişim ki:

Şiir, bilginin yanı sıra, duygusal hallerin kendisi ile beraber, imgeyle birlikte kelimenin cümleye, cümlenin anlam öbeğine koyduğu bilincin somut değerinin mantıktan geçmesi ile oluşumlaşan mimari etkilimdir.

Kısacası edebiyatın ve şiirin bendenizdeki tanımı budur.

Bu çağrışım içerisinde, neden böyle diyorum?

Çünkü, evrenimiz her an genişliyor.

Dünyamızdaki üniversitelerde 'Karşı Edebiyat Kürsüleri' kuruluyor…

Mesela ülkemizde Murat Belge bunun kurucularındandır.

Dünyamızda küreselleşme içerisinde bir oluşuma gidiliyor.

Türkiye ise hala gelişmekte olan bir ülke konumunda seyrediyor.

Öz kültürden hareketle, ulusal kültürümüzü genişletme ve büyütme çabamız sürüyor…

Hal böyle olunca bizdeki şiir hareketlerine bakmak gerekiyor.

Baktığımızda ne görüyoruz?

Hemen onu arz edeyim.

Bildiğiniz gibi akımlar hep Batıdan gelmiştir bize.

Bizden Batıya giden bir akım yoktur!

./..

Devamı haftaya bugün.

(Haftaya görüşmek üzere; sözünüz ışık, yönünüz sevgi, dostluk ve her daim barış olsun efendim…)

Sağlıkla kalın…