YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Osman KARA

HARF DEVRİMİ VE OKURYAZARLIĞIMIZ(III)

Seri yazımızın dünkü bölümünü “Bundan sonra Osmanlı’daki kütüphane sayılarına ve bu kütüphanelerin durumuna bir göz atabiliriz” diye bitirmiştim.

Osmanlı’da ilk kütüphane Cemiyet-i İlmiyye-i Osmaniyye tarafından Mart 1864’te, Osmanlı Devleti’nde Müze-i Hümayun 1869’da, Milli Kütüphane denilebilecek Kütüphane-i Umumi-i Osmani ise 1882’de kurulmuştur.

1895 yılında İstanbul’dan Bağdat’a, Trabzon’dan Manastır’a, Musul’dan İşkodra’ya koca Osmanlı İmparatorluğu'nda 324(üç yüz yirmi dört) kütüphane ve 193.431(yüz doksan üç bin dört yüz otuz bir) kitap vardır. Evet, yanlışlık yok, koca Osmanlı İmparatorluğu’nda İstanbul’dan Bağdat’a, Trabzon’dan Manastır’a, Musul’dan İşkodra’ya 324 kütüphane ve 193.431 vardır. Kitapların 71.129’u İstanbul, geri kalanı ise diğer vilayetler kütüphanelerindedir. İstanbul kütüphanelerindeki kitap sayısı sonraki 19 yılda bir mislinden fazla artacak,1914’te 187.122’ye ulaşacaktır.

1867 Avrupa’sının bazı ülkelerindeki kitap sayısını da Orhan Koloğlu’nun “Osmanlıcadan Türkçeye Okuryazarlığımız” adlı kitabından aktaralım:

Fransa:4.890.000, İtalya: 4.140.281, Bavyera: 2.286.000, Avusturya:2.100.488, Rusya: 852.000, Belçika: 509.100. Fransa’daki kitap Osmanlıdakinden 25, İtalya’daki ise 21 kat daha fazla. Küçücük Belçika’daki kitap sayısı bile bizim iki buçuk katımız. Hangi kitap, hangi okuryazarlık?

Kütüphane ve kitap sayısı hiç de gurur verici değildir ama bir de kitapların konularına ve dillerine göre dağılımı var ki o daha da beter bir felakettir. İstanbul’un eski kütüphanelerinde o tarihe kadar tasnifi yapılan 61.812 kitap arasında hiç fizik kitabı yoktur. İlk sırayı 8.937 ile fıkıh ve fıkıh usulü alırken onu 6.558’le dilbilgisi, 6.542’yle tefsir, 6.441’le edebiyat, 5.716’yla hadis ve hadis usulü izliyor. Tıp kitabı sayısı 1.483, matematik ve geometri kitabı sayısı ise1.137’dir.

Müze-i Hümayun kütüphanesindeki 2.972 kitabın 2.033’ü matbaa baskılı 939’u el yazmasıdır. El yazmalarının 515’i Arapça ya da Farsça, 424’ü Türkçedir. 2.033 kitap içinde sadece 30 geometri, 62 coğrafya, 46 cebir, matematik ve muhasebe, 16 ziraat ve sanayi, 9 iktisat kitabı vardır. Bunca kitap arasında terbiyeye dair sadece 2 kitap vardır.

Dönemin en önemli kütüphanelerinden birisi olan II. Abdülhamit’in Yıldız kütüphanesindeki kitap sayısı 7.129’u elyazması, 24.190’ı matbaa baskısı olmak üzere 31. 319’dur. Bu kütüphanedeki kitapların 8.858’i yabancı dildedir. Bu kütüphanenin öbürlerine göre öne çıkan bir özelliği de savaş tekniklerine ve müspet bilimlere dair kitap sayısındaki artıştır. Müze-i Hümayun kütüphanesinde 46 olan cebir, matematik ve muhasebe kitabı Yıldız’da 222’ye, 16 olan sanayi ve ziraat kitabı ise 34’e yükselmiştir. Bu kütüphanede savaş teknikleri hakkındaki kitap sayısı da 430’dur ve kütüphanede artık harita ve planlar da yer almaktadır.

Prof. Dr. Tevfik Güran’ın verdiği bilgilere göre Matbaa-i Amire’de 1913’te 24, 1914’te ise 87 eser basılır. Evet, sadece 24 ve sadece 87 ayrı eser! 1 tıp, 1 kimya, 1 matematik, 1 istatistik, 2 doğa bilimi ve 2 felsefe ile 4 tarih kitabı ve kimi salnamelerle resmi yazışmalar ve saire.

1879’da Maarif Nezareti tarafından bir komisyon kurulmuş; bu çalışmalar esnasında kütüphanelerin fiziksel koşullarının bozukluğu, birçok eserin kullanılamaz duruma geldiği, birçoğunun tamire gereksinim duyduğu, hafız-ı kütüplerin mesleki, maddi ve ahlaki yetersizlikleri ve eserlerden gereği gibi faydalanamadığı gibi kütüphanecilik ve bilgi erişim açısından ciddi problemler de belirlenmiştir.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Hakan Anameriç, Sultan II. Abdülhamid Sempozyumu’nda sunduğu “Sultan İkinci Abdülhamid Döneminde Kütüphane Kurumu Anlayışını Değişimi” başlıklı tebliğinde ” kitapların ve kütüphanelerin fiziki durumlarının da oldukça kötü durumda olduğunu” aktarır. “Birçok kütüphane kapalıdır, bu nedenle zaman içerisinde kitaplar ciddi biçimde zarar görmüş ve birçoğu kullanılmaz hale gelmiştir.”

İlber Ortaylı’ya göre de “Mart 1864’te Cemiyet-i İlmiyye-i Osmaniyye ilk kütüphaneyi açana kadar başkentte ve taşra şehirlerinde kütüphane, yazmaların yığıldığı vakıf depoları demekti.“ (Devam edecek.)

YÜZSÜZ AKİF'İN OĞLUNU KİM KOVDU? ÖNEMLİ BİR KİTAP KUDÜS’ÜN HATIRLATTIKLARI KUDÜS'Ü BİR DE ZEYTİNDAĞI’NDAN OKUMALI 24 GÜNLÜK SADRAZAM SEVİYORUM BU ŞEHRİ YÜK OLUR YAZMAK TEK AMAÇ GÜNÜ KURTARMAK MI OLMALI? BİRİ EFE BİRİ DELİ İKİ ADAM Yazarın Tüm Yazıları