Ortadoğu tek kelimeyle kaynıyor.
Birbirlerini yiyorlar.
Zarar veriyorlar.
Kaçan kurtuluyor.
Çareyi kaçmakta bulanlar Türkiye’de.
Her il ve ilçede görmek mümkün.
Öylesine çoğaldılar ki onlar bize değil biz onlara uymaya çalışıyoruz.
Esnaf dahi Arapçada çözüm arıyor.
Bizim yoksulumuz açken, onlara paranın yanı sıra harcamadaki iletişime kolaylık da sağlıyoruz.
Samsun Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Hacı Eyüb Güler, 35 bini aşan esnafımızın bulunduğunu söyledi.
Esnafın Suriyelilerin ilgisini çekebilmek için Arapçaya başvurduklarını belirtti.
Yani kolaylık sağlıyor.
Kazanabilmek adına.
Bu ülkede uzun yıllardır Arapça özlemi çekenler var.
Ortadoğu’ya yakın olabilmeyi arzulayanlar da.
Hatta onlar gibi yaşamak isteyenler de.
Allah’ın büyüklüğü o özlem çekenlere ders veriyor.
Akıllarını başlarına almaları için fırsat tanıyor.
Atatürk’ün ne denli çağdaş bir düşünceyle Türk toplumunu koruma altına aldığını gözler önüne seriyor.
Özlem duyulacak taraf, Türkiye’nin olduğunu hatırlatıyor.
Atatürk’ün mirasıyla bugünlere gelen Türkiye’ye sığınmacı darbesi vurmak kabullenilir şey değil.
Gelecek endişesi yaşanıyor.
Hiçbir katkısı olmayan Ortadoğu, Türkiye’ye zarar veriyor.
Osmanlıya yaptıkları gibi sırtımızdan hançerleme gayreti içindeler.
O coğrafyadan bize hayır gelmez.
Onların inançları bile bizim inançlarımıza ters düşer.
İslamiyeti bile anladıklarına inanmıyorum.
İnanmış olsalar, dinimizce insan katletmenin ne denli günah olduğunu bilir ve katletmekten uzak dururlardı.
Kardeş kardeşi bu denli katletmezdi.
İnsanlığın yüzkarası haline gelmezlerdi.
Her neyse, tarihin hiçbir döneminde Türkler Ortadoğu’dan bir şey alamamıştır.
Alacağı da yok.
Bugün esnafın sığınmacıları işyerlerine çekmek için başvurduğu Arapça, korkarım ileride telafisi zor sorunlar doğurur.
Ne dersiniz?
