Dayak da sahiplenme de yanlış…

Abone Ol

n

n
n Nereden nereye geldik.
n
n Ailemiz ilkokula kayıt yaptırdığında ‘Eti sizin, kemiği bizim’ diye teslim etmişti.
n
n Öğretmene saygı vardı, korku da.
n
n Öğretmenler attığı dayak ile tanınırdı.
n
n En ufak bir hatada affetmez, döverlerdi.
n
n Ailemize gidip şikayet etme şansımız da yoktu.
n
n Çünkü; öğretmenin bir bildiği olduğu hatırlatılarak evde de dayak yemek vardı.
n
n Velinin okula gidip öğretmene sitem hakkı olamazdı.
n
n Veli de öğretmene saygı duyardı.
n
n Dayak ilk, orta ve lisede vardı.
n
n Ardından gidilen üniversitede dayaktan uzak, tartışma ortamı bulabilen gençler bu dönemde kendilerinin de bir yerde olduğu farkına vararak özgüvene kavuşurdu.
n
n Okuldaki dayağın katmerlisi askerde vardı.
n
n Askere gidenler anılarını anlatırken, az dayak yemekle övünen anılarına öncelik tanırdı.
n
n Kıdemli erden binbaşıya kadar askere dayak atmayan yoktu.
n
n Yarbaylarla dayak atma azalır, paşalarda ise dayak olmazdı.
n
n Dayak esnaf- sanatkarda da vardı.
n
n İyi usta çıraklarını döverek eğiten gösterilirdi.
n
n Kısacası geçmişteki yaşamda dayak vardı.
n
n Eğitim aracı olarak gösterilirdi.
n
n Ülkemizde eğitim seviyesi yükseldikçe dayağa karşı da duruldu.
n
n Dayak atan öğretmen, asker, usta uyarıldı.
n
n Eti senin, kemiği bizim diyen kalmadı.
n
n Dayaksız eğiteceksin, aksine hareket edersen karşında bizi bulacaksın diyenlerimiz çoğaldı.
n
n Çocuklarımızda güven arttı.
n
n Bu güven saygıda gerilemeye neden olsa da öğretmenleri çekimser yaptı.
n
n Saygısızlığa dayanamayıp isyan eden, dayakla otorite sağlamaya çalışan öğretmenlerimiz yok değil.
n
n Dayakla eğitim geride kaldı, denilmesine rağmen dayak atan öğretmenler artık affedilmiyor.
n
n Açığa alınıp, cezalandırılıyor da.
n
n Dayaksız eğitim tesis edilebilmeli.
n
n Öğrencinin öğretmene saygısı, öğretmenin öğrenciye sevgisi, velinin öğretmen ile öğrenci arasındaki mesafesi dengeli hale getirilmeli.
n
n Aksi takdirde öğretmenin öğrencisini, öğrencinin öğretmenini, velinin öğretmene saldırısının önüne geçilemez.
n
n Böylesi olaylar her kesime zarar vermeye de devam eder.
n
n Akl-ı selim düşünmek, davranışlarımızı kontrol altına almak ve her şeyden önce korku değil saygıyla hedefe ulaşmayı becermeliyiz.
n
n Bunu yaparken de yargısız infazdan kaçınmalıyız.
n
n Hataları da önce kendimizde aramalıyız.
n
n Ne dersiniz?
n
n
n
n Samsun’da besicilik yasak…
n
n
n
n Nereden çıktı bu, demeyin!
n
n ‘Atakum’da ahır olmaz’ diyen Atakum Belediye Başkanı Metin Burma özellikle Küçükkolpınar ve Yeşildere mahallelerinde besicilik yapanlara uyarıda bulundu.
n
n ‘Ahırları kaldırın’ dedi.
n
n Gerekçe de şehir içinde hayvan besiciliği olamayacağı.
n
n Gülesim geldi.
n
n Neden mi?
n
n Hani şu AK Parti Büyükşehir Belediyesi Yasası ile köyleri kaldırıp mahalleye çevirdi ya; bu durumda Samsun il sınırları içinde hayvan beslenmesi de yasaklanmış oldu.
n
n Ne olacak şimdi?
n
n Metin Burma yasaları uygulayıp ilçe sınırları içindeki tüm ahırları kaldırsa bence görevini yapmış olur.
n
n Diyeceksiniz ki; ‘Olur mu öyle şey?’
n
n Olur, bal gibi olur.
n
n Büyükşehir Yasası nı çıkaranlar onun hesabını yapamayacak kadar duyarsızsa, olur üstadım olur.
n
n Aslında benim kafama takılan kafasına estiği gibi yasa çıkaran, vatandaş ile paylaşmayan, bildiğini okuyan AK Parti iktidarının at gözlüğü ile bakış açısı.
n
n Her yasası akıl almaz biçimde eleştirilirken, hiçbir şey alamaması doğrusu şaşırtıcı.
n
n Kasıtlılar mı?
n
n Ne dersiniz?
n
n
n
n Siyaset yalan rüzgarı mı?
n
n
n
n AK Parti’nin etkilemesi, CHP’nin anlatamaması mı ne, bilemiyorum ama CHP gerçekleri beyinlere enjekte etme mücadelesi veriyor.
n
n Bu nedenle eğitime ağırlık verdi.
n
n Parti okulu açtı.
n
n İlk ders Atakum Eğitim ve Eğlence Merkezi’nde verildi.
n
n İlk ders de Atakum Belediye Başkanı Metin Burma’dan.
n
n Metin Burma ilk derste tartışılacak söylemlerde bulundu.
n
n Türkiye’de siyasetin insanları kandırma, karalama üzerine kurulduğunu söyledi ve siyaseti bir yerde ‘yalan rüzgarı’ olarak niteledi.
n
n Doğru mu?
n
n Doğru ama her doğru her yerde söylenir mi?
n
n Hele hele parti okulunda, ilk derste?
n
n Bana göre söylenir, birilerine ders olsun diye.
n
n Zaten Sayın Burma’da derste söyledi.
n
n Mahsuru yok yani.
n
n Her neyse; işin ciddi yanına bakacak olur isek, günümüzde siyaset gerçekten yalan üzerine ve aldatmaya yönelik kullanılıyor.
n
n Her yalan ve aldatmanın sonu olacağı bilinmesine rağmen neden tercih edilir bence düşündürücü.
n
n Şu iyi bilinmelidir ki, yalan rüzgarı kısa sürer ve yarı yolda bırakır.
n
n Buna rağmen hedefe ulaşacaklarını sananlar yanılır.
n
n Bu böyle biline.
n
n
n
n Gülümse:
n
n
n
n Temel’in yoksulluğu
n
n
n
n Temel, evlenirken yeterince parası olmadığından evlilik ihtiyaçlarını tamamlamadan evlenir.
n
n Konu komşu; “ üzülme, ileride çalışır ihtiyaçlarını tamamlarsın” diye teselli eder.
n
n Temel, kıt kanaat geçimini sürdürürken karısı Fadime çamaşır yıkamak için deterjan ister. Temel, yeterince parası olmadığından deterjan yerine sabun alır. Fadime söylenir ama yine de sabunla çamaşırları yıkamaya koyulur.
n
n Bu arada karga gelir sabunu kaptığı gibi alıp götürür.
n
n Fadime feryat figan söylenmeye başlar;
n
n -- Temel!.. Temel koş!.. Karga sabuni kapti geturdi!..
n
n Temel gayet sakin bir şekilde;
n
n -Üzülme Fadime… Boş ver alsun getursun… Baksana kapkara… Pizden daha çok onun yıkanmaya ihtiyacı vardur.
n
n
n
n Fadime’nin merakı…
n
n
n
n Fadime gazete okuyan kocası Temel’e sormuş;
n
n -Beni ne kadar seviyorsun Temelum?
n
n — Dünyalar kadar!
n
n Fadime üzüldü, suratı asıldı.
n
n Bu kez Temel sordu;
n
n - Neden üzüldün Fadimem?
n
n — Geçen gün babam, “Bu dünya beş para etmez.” demişti de…
n
n
n
n Aforizma:
n
n
n
n Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed (s.a.v)
n
n Hadis-i Şerif
n
n
n
n Tarihte Bugün:
n
n
n
n 9 Aralık 1893 : İstanbul da günlerce süren soğuk hava yüzünden Haliç dondu.
n