n
n n Nereden nereye geldik.
n n Ailemiz ilkokula kayıt yaptırdığında ‘Eti sizin, kemiği bizim’ diye teslim etmişti.
n n Öğretmene saygı vardı, korku da.
n n Öğretmenler attığı dayak ile tanınırdı.
n n En ufak bir hatada affetmez, döverlerdi.
n n Ailemize gidip şikayet etme şansımız da yoktu.
n n Çünkü; öğretmenin bir bildiği olduğu hatırlatılarak evde de dayak yemek vardı.
n n Velinin okula gidip öğretmene sitem hakkı olamazdı.
n n Veli de öğretmene saygı duyardı.
n n Dayak ilk, orta ve lisede vardı.
n n Ardından gidilen üniversitede dayaktan uzak, tartışma ortamı bulabilen gençler bu dönemde kendilerinin de bir yerde olduğu farkına vararak özgüvene kavuşurdu.
n n Okuldaki dayağın katmerlisi askerde vardı.
n n Askere gidenler anılarını anlatırken, az dayak yemekle övünen anılarına öncelik tanırdı.
n n Kıdemli erden binbaşıya kadar askere dayak atmayan yoktu.
n n Yarbaylarla dayak atma azalır, paşalarda ise dayak olmazdı.
n n Dayak esnaf- sanatkarda da vardı.
n n İyi usta çıraklarını döverek eğiten gösterilirdi.
n n Kısacası geçmişteki yaşamda dayak vardı.
n n Eğitim aracı olarak gösterilirdi.
n n Ülkemizde eğitim seviyesi yükseldikçe dayağa karşı da duruldu.
n n Dayak atan öğretmen, asker, usta uyarıldı.
n n Eti senin, kemiği bizim diyen kalmadı.
n n Dayaksız eğiteceksin, aksine hareket edersen karşında bizi bulacaksın diyenlerimiz çoğaldı.
n n Çocuklarımızda güven arttı.
n n Bu güven saygıda gerilemeye neden olsa da öğretmenleri çekimser yaptı.
n n Saygısızlığa dayanamayıp isyan eden, dayakla otorite sağlamaya çalışan öğretmenlerimiz yok değil.
n n Dayakla eğitim geride kaldı, denilmesine rağmen dayak atan öğretmenler artık affedilmiyor.
n n Açığa alınıp, cezalandırılıyor da.
n n Dayaksız eğitim tesis edilebilmeli.
n n Öğrencinin öğretmene saygısı, öğretmenin öğrenciye sevgisi, velinin öğretmen ile öğrenci arasındaki mesafesi dengeli hale getirilmeli.
n n Aksi takdirde öğretmenin öğrencisini, öğrencinin öğretmenini, velinin öğretmene saldırısının önüne geçilemez.
n n Böylesi olaylar her kesime zarar vermeye de devam eder.
n n Akl-ı selim düşünmek, davranışlarımızı kontrol altına almak ve her şeyden önce korku değil saygıyla hedefe ulaşmayı becermeliyiz.
n n Bunu yaparken de yargısız infazdan kaçınmalıyız.
n n Hataları da önce kendimizde aramalıyız.
n n Ne dersiniz?
n n
n n Samsun’da besicilik yasak…
n n
n n Nereden çıktı bu, demeyin!
n n ‘Atakum’da ahır olmaz’ diyen Atakum Belediye Başkanı Metin Burma özellikle Küçükkolpınar ve Yeşildere mahallelerinde besicilik yapanlara uyarıda bulundu.
n n ‘Ahırları kaldırın’ dedi.
n n Gerekçe de şehir içinde hayvan besiciliği olamayacağı.
n n Gülesim geldi.
n n Neden mi?
n n Hani şu AK Parti Büyükşehir Belediyesi Yasası ile köyleri kaldırıp mahalleye çevirdi ya; bu durumda Samsun il sınırları içinde hayvan beslenmesi de yasaklanmış oldu.
n n Ne olacak şimdi?
n n Metin Burma yasaları uygulayıp ilçe sınırları içindeki tüm ahırları kaldırsa bence görevini yapmış olur.
n n Diyeceksiniz ki; ‘Olur mu öyle şey?’
n n Olur, bal gibi olur.
n n Büyükşehir Yasası nı çıkaranlar onun hesabını yapamayacak kadar duyarsızsa, olur üstadım olur.
n n Aslında benim kafama takılan kafasına estiği gibi yasa çıkaran, vatandaş ile paylaşmayan, bildiğini okuyan AK Parti iktidarının at gözlüğü ile bakış açısı.
n n Her yasası akıl almaz biçimde eleştirilirken, hiçbir şey alamaması doğrusu şaşırtıcı.
n n Kasıtlılar mı?
n n Ne dersiniz?
n n
n n Siyaset yalan rüzgarı mı?
n n
n n AK Parti’nin etkilemesi, CHP’nin anlatamaması mı ne, bilemiyorum ama CHP gerçekleri beyinlere enjekte etme mücadelesi veriyor.
n n Bu nedenle eğitime ağırlık verdi.
n n Parti okulu açtı.
n n İlk ders Atakum Eğitim ve Eğlence Merkezi’nde verildi.
n n İlk ders de Atakum Belediye Başkanı Metin Burma’dan.
n n Metin Burma ilk derste tartışılacak söylemlerde bulundu.
n n Türkiye’de siyasetin insanları kandırma, karalama üzerine kurulduğunu söyledi ve siyaseti bir yerde ‘yalan rüzgarı’ olarak niteledi.
n n Doğru mu?
n n Doğru ama her doğru her yerde söylenir mi?
n n Hele hele parti okulunda, ilk derste?
n n Bana göre söylenir, birilerine ders olsun diye.
n n Zaten Sayın Burma’da derste söyledi.
n n Mahsuru yok yani.
n n Her neyse; işin ciddi yanına bakacak olur isek, günümüzde siyaset gerçekten yalan üzerine ve aldatmaya yönelik kullanılıyor.
n n Her yalan ve aldatmanın sonu olacağı bilinmesine rağmen neden tercih edilir bence düşündürücü.
n n Şu iyi bilinmelidir ki, yalan rüzgarı kısa sürer ve yarı yolda bırakır.
n n Buna rağmen hedefe ulaşacaklarını sananlar yanılır.
n n Bu böyle biline.
n n
n n Gülümse:
n n
n n Temel’in yoksulluğu
n n
n n Temel, evlenirken yeterince parası olmadığından evlilik ihtiyaçlarını tamamlamadan evlenir.
n n Konu komşu; “ üzülme, ileride çalışır ihtiyaçlarını tamamlarsın” diye teselli eder.
n n Temel, kıt kanaat geçimini sürdürürken karısı Fadime çamaşır yıkamak için deterjan ister. Temel, yeterince parası olmadığından deterjan yerine sabun alır. Fadime söylenir ama yine de sabunla çamaşırları yıkamaya koyulur.
n n Bu arada karga gelir sabunu kaptığı gibi alıp götürür.
n n Fadime feryat figan söylenmeye başlar;
n n -- Temel!.. Temel koş!.. Karga sabuni kapti geturdi!..
n n Temel gayet sakin bir şekilde;
n n -Üzülme Fadime… Boş ver alsun getursun… Baksana kapkara… Pizden daha çok onun yıkanmaya ihtiyacı vardur.
n n
n n Fadime’nin merakı…
n n
n n Fadime gazete okuyan kocası Temel’e sormuş;
n n -Beni ne kadar seviyorsun Temelum?
n n — Dünyalar kadar!
n n Fadime üzüldü, suratı asıldı.
n n Bu kez Temel sordu;
n n - Neden üzüldün Fadimem?
n n — Geçen gün babam, “Bu dünya beş para etmez.” demişti de…
n n
n n Aforizma:
n n
n n Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed (s.a.v)
n n Hadis-i Şerif
n n
n n Tarihte Bugün:
n n
n n 9 Aralık 1893 : İstanbul da günlerce süren soğuk hava yüzünden Haliç dondu.
n