Bel fıtığı tanısı alan hastaların aklına gelen ilk soru genellikle şudur:
“Ameliyat olmam şart mı?”

Bu soru son derece doğaldır. Çünkü bel fıtığı kelimesi çoğu kişide korku, ameliyat endişesi ve uzun bir iyileşme süreci çağrıştırır. Ancak her bel fıtığı ameliyat gerektirmez. Hatta büyük görünen bazı fıtıklar ameliyatsız iyileşebilirken, küçük bir fıtık ciddi bir ameliyat nedeni olabilir. Fıtık hastasını nasıl değerlendirilmesi gerektiğini, bel fıtığı ameliyatı hakkında yaklaşımını Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi beyin, sinir ve omurga cerrahisi uzmanı Dr.Öğretim Üyesi Caner SARIKAYA’ya sorduk.

Ruh Sağlığında Bilimsel Yaklaşım: Doğru Uzman ve Etkili Terapi Süreci
Ruh Sağlığında Bilimsel Yaklaşım: Doğru Uzman ve Etkili Terapi Süreci
İçeriği Görüntüle

Birinci kriter hastanın şikâyetidir.
Öncelikle hastayı dikkatle dinleriz: Ağrı ne zamandır var, nasıl başladı, giderek artıyor mu, günlük yaşamını ne kadar etkiliyor?

İkinci kriter fizik muayenedir.
Muayenede özellikle şuna bakarız: Hastanın ayağında ya da kolunda güç kaybı var mı, yoksa sadece ağrısı olan ama kas gücü normal olan bir hasta mı? Çünkü güç kaybı, sinirin ciddi etkilenmiş olabileceğini düşündürür.

Üçüncü kriter ise radyolojik görüntülemedir (MR).
MR’da omurga kemiklerini, kemiklerin arasındaki kıkırdakları (diskleri) ve sinir dokusunu değerlendiririz.
Normalde sinirlerin etrafındaki beyin-omurilik sıvısı beyaz renkte görülür ve diskler de sağlıklıysa açık renktedir. Ancak fıtık hastasında disklerin koyulaştığını görüyoruz; bu, disklerin eskisi kadar sağlıklı olmadığını gösterir.

Bel Fıtığında Ameliyatsız İyileşme Mümkün mü?

Bel fıtığı tanısı alan hastaların önemli bir kısmında ameliyat gerekip gerekmediği sorusu gündeme gelmektedir. Oysa bel fıtığı her zaman cerrahi müdahale gerektiren bir durum değildir. Özellikle bazı klinik ve radyolojik özellikler mevcutsa, ameliyatsız iyileşme ihtimali oldukça yüksektir.

Ameliyatsız İyileşme Potansiyeli Olan Bel Fıtıklarının Özellikleri

Ameliyatsız iyileşme olasılığı yüksek olan bel fıtıklarında genellikle şu özellikler birlikte bulunur:

· Ağrının yeni başlamış olması,

· Fıtığın yumuşak kıvamda (akut disk hernisi) görünmesi,

· Hastada kas gücü kaybının olmaması,

· Manyetik rezonans görüntülemede (MR) sinir köklerinde tam ve ciddi bir sıkışma izlenmemesi.

Bu özelliklere sahip hastalarda, fıtığın cerrahiye gerek kalmadan zaman içerisinde küçülebildiği ve hatta tamamen kaybolabildiği bilinmektedir.

Burası Çok Önemli
Bu süreçte hastalar hacamat, sülük, manuel terapi, balık bağlama gibi tıbbi olmayan yöntemlere de başvurmuş olsalar, fıtık iyileştiğinde çoğu zaman bu iyileşme söz konusu uygulamalara bağlanmaktadır. Oysa gerçek şudur: kendiliğinden iyileşme potansiyeli olan bel fıtıkları vardır ve iyileşmeyecek fıtıklar da vardır.

Omurga cerrahları bu ayrımı; hastanın şikâyetlerini, ayrıntılı fizik muayenesini ve MR bulgularını birlikte değerlendirerek yapabilir. Fıtık dokusunu küçülten ve zamanla ortadan kaldıran mekanizma, uygulanan dış tedaviler değil, vücudun kendi bağışıklık ve iyileşme sistemidir.

Kullanılan ilaçlar fıtığı yok etmez; yalnızca ağrıyı azaltarak hastanın süreci daha konforlu geçirmesini sağlar. Benzer şekilde fizik tedavi, egzersiz, masaj, kaplıca ya da sıcak uygulamaların fıtığı küçülttüğüne dair bilimsel bir kanıt yoktur; bu yöntemler sadece semptomları hafifletir. Bilimsel olarak bel fıtığının küçülmesini ve kaybolmasını sağlayan tek unsur, vücudun doğal iyileşme sürecidir.

Özet Olarak

Son olarak vurgulanması gereken çok önemli bir nokta vardır: büyük bir bel fıtığı her zaman ameliyat gerektirmez, buna karşılık küçük bir bel fıtığı bazı durumlarda mutlaka ameliyat gerektirebilir. Burada belirleyici olan fıtığın boyutu değil, sinir dokusu üzerindeki etkisidir. Asıl sorulması gereken şudur: Sinir gerçekten sıkışmış mı ve bu sıkışma sinirde kalıcı hasar oluşturma riski taşıyor mu? Bu ayrımın doğru şekilde yapılabilmesi için hastanın şikâyetleri, nörolojik muayene bulguları ve MR görüntülerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle bel fıtığı tanısı alan bir hastanın, ameliyat kararı öncesinde mutlaka bir beyin, sinir ve omurga cerrahı tarafından değerlendirilmesi, en doğru ve en güvenli yaklaşımdır.