Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, “Allahuekber Şehitleri’ni Anma Günü” ile ilgili bir mesaj yayımladı.

Vali Çiftçi, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Tarihimizdeki zorlu devirler içinde ayrı bir yere sahip olan Sarıkamış Harekâtı; -25 dereceleri bulan soğuk havada savaş şartlarının, kahraman askerlerimizi en çetin şekilde imtihan ettiği, Kafkasya Cephesi’nin kilit noktasıdır.

Trablusgarp ve Balkan Savaşı’nın ardından Osmanlı Cihan Devleti’nin Kafkas Cephesi’ne yönelik askeri ve siyasi hedefleri de şekillenmeye başlamıştır. Millî birlik çatısı altında Türk birlikteliğini sağlamak, Kafkaslardaki Müslüman Türk halkının özgürleşmesine yardımcı olmak amacının yanı sıra stratejik bir öneme de sahip olması hasebiyle Kafkasya; arka plana atılabilecek bir bölge değildi.

Neticede Rus toprakları üzerinde yaşayan Türkleri tek çatı altında birleştirerek Osmanlı topraklarına dâhil etmek bir ülkü halini aldı. Osmanlı Cihan Devleti’nin 93 Harbi sonrası işgal altında kalan Kars, Ardahan ve Batum bölgesindeki toprakları geri almak amacıyla sefer planları hayata geçirildi.

Kafkas Cephesindeki Türk-Rus mücadelesi; ilk sınır mücadelelerinin yaşandığı dönem, Köprüköy ve Azap Muharebeleri dönemi ve Sarıkamış Muharebeleri dönemi olmak üzere üç aşamada gerçekleşmiştir. Kafkas Cephesi; sarp dağları, kış ikliminin elverişsizliği, lojistik yetersizlikleri nedeniyle askeri operasyonda zorlu şartlara sahip olması bakımından Kahraman Türk ordusu için cefakârlığın tarihe sığmayan öyküsü olmuştur.

22 Aralık 1914’te Erzurum üzerinden başlayan Sarıkamış Harekâtı, I. Dünya Savaşı’nda en manidar, en hüzünlü, en acı verici hadiselerden biri olmuş ve Ocak 1915’te sona ermiştir.

Azap ve Köprüköy savaşlarında elde edilen başarılar ordunun moral kaynağı olmakla birlikte yüksek olan Bardız Geçidi, Sarıkamış’ı kuzey ve kuzeybatıdan çevrelemesi bakımından, Sarıkamış’ın anahtarı konumundaydı. Bu sebeple 9’uncu Kolordu Bardız, 10’uncu Kolordu Oltu istikametinde olmak üzere kahraman ordumuz; Bardız yaylasına, Köprüköy’e, Oltu’ya, Allah-u Ekber Dağları’na, Sarıkamış’a giden mevzilere yürümüş ve vatandan ayrı kalan yurt topraklarını kurtarmak için tarihte eşi benzeri olmayan bir mücadele göstermişlerdir.

Bardız; Sarıkamış Harekâtı’nın üçüncü günü yani 24 Aralık 1914’te Ruslardan geri alınmış stratejik öneminden dolayı karargâh merkezi olarak kullanılmış ve 3. Ordu Komutanı Enver Paşa komutasındaki ordularımızla Bardız merkezli manevralar sırasında Ruslarla yoğun çatışmalar yaşanmıştır.

Bugün tamamına yakını Şenkaya sınırlarında kalan dağ yolları üzerinden gerçekleştirilen harekâtta açlık, soğuk, yorgunluk aman vermiyordu. Buna rağmen Allahuekber ve Soğanlı Dağlarını aşarak hedeflerine ulaşan 3’üncü Ordu’nun 9 ve 10’uncu Kolorduları günümüzde en modern teçhizatla bile başka orduların göze alamayacağı bir işi başarmış olmalarına rağmen Rus askerine Sarıkamış’ta indirilmek istenen Osmanlı tokadı hâlâ yüreğimizi buz kestiren bir kahramanlık hüznüne dönüşmüştür.

Allahuekber Dağları’nda gökler; olanca pırıltıları ile ulvî makama ulaşarak bembeyaz karlar üzerinde sırtüstü uzanmış olan şehitlerimize bir muhteşem türbe, bir ışıltılı sanduka olmuştur.

Erzurum’dan yola çıkarak Kaleboğazında, Narman’da, Oltu’da, Köprüköy’de, Bardız ve Kosor Boğazında aslanlar gibi savaşan cengâverler; coğrafyanın sahip olduğu kış şartları ne kadar namüsait, düşman ne denli üstün görünürse görünsün, bizlere asırlardan beri istikbalini muhafaza etmiş bir milletin istiklâl olmadan yaşayamayacağına olan inancını bir kez daha göstermiş ve tarihin en çetin sebatkârlık öyküsü Allahuekber Dağları’nda yazılmıştır.

Sarıkamış Harekâtı sırasında ordumuza iaşe desteği sağlama yönündeki faaliyetleriyle can damarı olan bölge halkının fedakârlıkları da takdire şayandır. Askerlik çağındaki erkeklerin cephede olmasından dolayı taşıma işini üstlenen mektepteki öğrencilerimize sırtlarındaki otuz kiloluk un torbalarını taşımak hiç zor gelmemiş, bu yük vatan sevgisi ile dolu Erzurumlularda fedakârlık numunesi olmuştur.

Ne mutlu bizlere ki, vatanımıza düşman eli değmesin, dinin temeli olan ezanlar ebediyete kadar bu yurdun semalarında susmasın, diye mücadele gösteren şehitlerimizin bu kutlu emanetine o tarihten bu yana gururla sahip çıkıyoruz. İstiklâl şairimizin dizelerinde can bulan “Gör ne mübarek yer, uğurlar ola / Eş hele bir dağları örten karı / Ot değil onlar, dedenin saçları! /Dinle: Şehîd sesleridir rüzgârı! / Durma levend asker, uğurlar ola.” dizeleriyle memleketimizi ve geleceğimizi korumak için, bizlerin bu topraklarda huzur içinde yaşamamızın temini için kanını ve canını hiç çekinmeden feda etmiş tüm şühedayı rahmetle, minnetle yâd ediyorum.”

Kaynak: iha