İlk eğitim ailede başlıyor...
İyiyi ve kötüyü ilk orada öğreniyor
insan...
Sonra okul ve çevre...
İyi insanların
çocuklarına bakınca,
temel sağlam denilmesi
işte bu yüzden...
Eşi dostu seçerken dikkat!..
Anıl Ege den Baba ve oğlu öyküsü
bence çok şey anlatıyor...
Elbette anlayabilene...
* * *
Selim, iyi bir kalıp ustasıydı. Baba sanatıydı inşaatçılık. Gece gündüz demeden çalışır; birikimleriyle çocuklarının geleceğine yönelik
yatırımlar yapardı. Mütevazı bir insandı. Bu haliyle bile
akrabaları ve arkadaşlarına yardım etmekten geri kalmazdı.
Kalıpçılık, bir ekip işiydi ve yıllardır
aynı arkadaşlarıyla çalışırdı. Hasan, Mehmet, Süleyman ve Selim
kardeş sayılırdı. Sabahın erken saatlerinden
gün batımına kadar,evden getirdiklerini paylaşırlardı. Ayrı gayrı yoktu.
Ancak, Hasan biraz farklıydı ve gün geçtikçe de
huyu değişiyordu. Arkadaşları arasında
dedikodu yapıyor, olmayan şeyleri olmuş gibi anlatıyordu. Selim,
Hasan daki bu değişikliği,ailesiyle olan sorunlarına bağlamıştı. Ne var ki, Hasan,
biraz daha ileri gitmiş,arkadaşlarının arasına nifak sokucu,
tehlikeli dedikodulara başlamıştı. Namusu karıştırmıştı yalanlarına...
Selim usta, Hasan la konuşacaktı artık. Çok ileri gitmişti. Böyle davranmasının bir nedeni mi vardı? Bunu da soracaktı.
Sigara molasında, Hasan ı
çatıda buldu. Brikette oturan Hasan, Selim ustanın geldiğini farketmedi bile. Hasan, öyle dalmıştı ki, ustasının omzuna dokunmasıyla,
sanki rüyadan uyanmış gibi silkindi.
Selim ustanın Hasan a çok büyük iyilikleri vardı. Hasan da her fırsatta Allah razı olsun diye anlatıyordu. Çocuğuna süt alamadığı günleri ise hiç unutmamıştı.
Derdin ne? diye başladı Selim usta. Niye böyle davranıyorsun. Ne oldu sana Hasan. Selim ustaya cevap vermedi Hasan. Selim usta, bir tuhaflık sezdi. Hasan ın ayağının altındaki poşet dikkatini çekti. Ucuz madde kokusunu hissetti o arada...
Suskun duran Hasan, Sen ne istiyorsun usta. İşine baksana diye
bağırmaya başladı.Hayvan gibi çalışıyorum karşılığını mı alıyorum. Hep kendine çalışıyorsun.Bir gün olsun yardımını görmedim, git işine Selim usta, Hasan ın bu nankörce davranışı karşısında donup kalmıştı. Susma sırası ona gelmişti. Tamam Hasan deyip,
alt kata indi. Ardından da sallana sallana Hasan geldi.
Ekibin arasında eski uyum kalmamıştı. Hasan ın yüzünden herkes birbirine girmiş, küskündü. Selim usta, üst katta gördüğü
manzarayı Süleyman a anlattı. Hasan ın uçucu madde kullandığına ihtimal vermiyordu. Aklı başında olan bir insan, bunu nasıl yapardı?..
Paydos saatinde Selim usta, Hasan ı yanına çağırdı. Birlikte çıkalım dedi. Hasan,malzemelerini depoya koyduktan sonra Selim ustayla yola koyuldu. Selim usta,
direkt söze girdi ve uyuşturucu kullandığını yüzüne söyledi. Hasan inkar etse de Selim usta, ondaki değişikliğin nedeninin bu olduğunu söyledi. Ailedeki huzursuzluğunun da uyuşturucu madde kullanımından kaynaklandığı belirterek, tedavi önerdi.
Yol boyu konuşmuşlardı. Evinin önüne gelen
Selim usta, Hasan dan ayrıldı. Hasan ın evi de az ötedeydi. Onu kapıda karısı Ayşe karşıladı. Hasan suskundu. Sofra hazırdı. Çok sevdiği ustası Selim in adını verdiği oğlu evde yoktu. Hasan, Bu çocuk bu saatte nerede?
diye sorduğunda karısı, son zamanlarda oğlunda bir değişiklik olduğunu hissetti. Annesi, oğlunun anormal davranışlarından söz etti. Hasan, ağzına lokma koymadan oğlunun odasına gitti. Çekmecelerini karıştırdı. Naylon poşeti ve yapıştırıcı maddeyi görünce, sanki başından kaynar sular döküldü.
Onu yemekte bekleyen Ayşe ye tek laf etmedi. Selim de eve gelmişti. İşten çıkalı çok olmadı mı oğlum diyen Hasan, oğulunun gözlerinin içine baktı. Selim kaçırdı. Sabah olduğunda Hasan, oğlunun odasına gitti. Kahvaltıyı dışarıda birlikte yapalım dedi. Hasan ve Selim işe geç gideceklerdi.
Börekçide kuytu bir köşeye geçti baba oğul. Hasan, Beni dikkatle dinle oğlum diye başladı. Yaşadıklarını anlattı. Kendisinin de uçucu madde kullandığını ve bu yüzden hem evinde hem de işyerinde huzurunun kalmadığını söyledi. Selim, dikkatle dinliyordu. O da inkar etti. Hasan, Odana girdim deyince Selim sustu.
Nasıl başladın diyen Hasan a oğlunun cevabı netti. Seni gördüm baba....
Hasan yıkılmıştı. Ne büyük yanlışlık yaptığını anlıyordu artık. Oğlunun ellerini tuttu,
Gel birlikte bırakalım şu laneti. Eski mutlu günlerimize dönelim dedi. Selim daha sıkı tuttu babasının ellerini...Söz baba...
Hasan inşaata giderken, Selim de çalıştığı mobilya imalathanesine doğru yöneldi. İkisi de son yıllarda bu kadar mutlu olduklarını hissetmemişlerdi.
Hasan inşaata geldiğinde Selim ustanın ellerini öptü. Affet beni usta dedi. Bir çırpıda yaşadıklarını anlattı. Arkadaşlarımdan da özür dileyeceğim dedi. Ama önce Rabbimden...
Hasan depoya gitti ama ustası biraz gecikince merak etti. Kapının aralığından baktı. Hasan namazını bitirmiş, dua ediyordu...
* * *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Huzurlu ve sağlıklı günler dileğiyle...