n

n
n Çiftçi bir gün tarlayı sürerken, yılanla karşılaşmış...
n
n Tam tırpanı kaldırıp...
n
n Yılanın başını gövdesinden ayıracak...
n
n Dile gelmiş yılan:
n
n - Dur çiftçi, öldürme beni!
n
n Çiftçi şaşkın...
n
n Dinlemiş yılanı...
n
n Sen benim canımı bağışla...
n
n Ben sana her gün bir altın vereyim...
n
n Sen bana dokunma...
n
n Ben de sana dokunmayayım!
n
n Kabul etmiş çiftçi!
n
n Her gün gidip tek altını almayı sürdürmüş.
n
n ***
n
n Çiftçi hastalanmış...
n
n Bir hafta, 10 gün, bir ay, 6 ay...
n
n Evde yiyecek kalmamış...
n
n Çiftçinin oğlunun aklına yılan gelmiş.
n
n Gideyim, yılandan altın isteyeyim diye düşünmüş.
n
n Gitmiş ve istemiş...
n
n Yılan da ağzıyla getirip önüne bırakıp gitmiş.
n
n ***
n
n Bir hafta sonra oğlan tek tek altını almaktan sıkılmış...
n
n Bir hazine vardır elbet...
n
n Yılanı öldürüp...
n
n Tüm altınları tek seferde alayım diye düşünmüş...
n
n Küreği aldığı yılanın yanında bulmuş kendini...
n
n Seslenmiş yılana...
n
n Yılan çıkınca geçirmiş küreği...
n
n Yılanın kuyruğu kopmuş...
n
n Zehirli dişlerini geçirmiş oğlanın boynuna!
n
n Yılan kuyruksuz...
n
n Oğlan mevta!
n
n ***
n
n Aradan bir süre geçtikten sonra...
n
n Çiftçi yine tutmuş yılanın yuvasının yolunu...
n
n Gel unutalım olanları, eskisi gibi sürsün anlaşmamız!
n
n Yılan başını usulca çıkarıp seslenmiş:
n
n - Sen de evlat, ben de kuyruk acısı oldukça, bizim anlaşmamız imkansız!
n
n ***
n
n Bir hikaye elbette...
n
n Teşbihte hata olmasın ama...
n
n Araya kan girdikten sonra...
n
n Barış masaldan başka yerde bulunmaz!
n