n
nn Ekonomiyi takip edenlerin kilitlendiği “ABD Borç Tavanı Krizi” Obama’nın açıklamasıyla bir nebze olsun netlik kazandı ve gerginliğin yerini yumuşama aldı.
nn
nn 1917 yılında ABD’de uygulamaya giren borçlanmaya yasal üst limit uygulaması, Hazine Bakanlığı’nın borçlanma sınırını belirliyor. 1960 yılından bu yana 78 kez yükseltilen ABD Borç Limiti bugünlerde 16 trilyon dolar civarında bulunuyor.
nn
nn Şimdilik ekonominin gündeminden kalkan ‘ABD Borç Tavanı Krizi’ni bir kenara bırakıp kendi ekonomimize dair öngörülerde bulunalım.
nn
nn Bildiğiniz üzere hükümet yetkilileri geçen hafta 2014-2016 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Programı yayınladı.
nn
nn Programda büyüme rakamları revize edilirken; Türkiye ekonomisinin tasarruf oranlarının düşüklüğü, enerjide dışa bağımlılık, üretim ve ihracatta katma değerin düşüklüğü gibi çok temel yapısal problemlerin olduğunun altı çizilerek; uzun vadede cari açık sorununun çözümünün yapısal tedbirlerden geçtiğine atıfta bulunuldu.
nn
nn Ekonomimizin sorunlarının tespitinin yapıldığı ve öngörülerin oluşturulduğu Orta Vadeli Programda tasarruf, enerji, katma değer ve cari açık başlıkları öne çıkıyor.
nn
nn Birbirleriyle son derece ilgili olan bu başlıklar ekonomimizin kırılganlaşmasının başlıca unsurları aslında.
nn
nn Başlıklardan bir tanesi olan cari işlemler açığı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2013 yılı ocak -ağustos dönemi verilerine göre 44 milyar 293 milyon dolar mertebelerine ulaşmış durumda.
nn
nn Cari işlemler açığımızda başrol oyuncularından enerji faslında ithalatının 60 milyar dolar mertebelerinde gerçekleşeceğini öngördüğümüzde, başlıkların birbirleriyle olan ilişkisini açmış oluyoruz.
nn
nn Enerjinin ağırlıklı girdi olarak kullanıldığı imalat sanayimizin (Demir çelik, çimento, cam, kâğıt, seramik) enerji yoğunluğu yüksek ve katma değeri düşük sektörlerden ağırlıklı olarak oluştuğunu görebiliriz. Bu tespit de başlıkların birbirleri arasındaki ilişkilere yeni bir anlam yükleyecektir.
nn
nn Katma değeri düşük sektörlerde üretim yaparak yeterli derecede tasarruf yapılamayacağını da hatırlattığımızda, başlıkların analizini tamamlamış oluyoruz.
nn
nn Çözüm; eldeki imkanlarla yapılabilecek tasarruf ve oluşturulabilecek kredibilite ile doğru sektörlere (Enerji yoğunluğu düşük, katma değeri yüksek) yönelebilmek.
nn
nn Cari işlemler açığını verdiğimiz ürün ithalatlarının (Enerji hariç) enerji yoğunluğu düşük, katma değeri yüksek ürünler grubunda olduğunu görebiliriz.
nn
nn Elimizdeki mevcut kaynaklarımızı (İnsan, sermaye, enerji vb ) bu ürün gruplarının üretiminin yapıldığı sektörlere kanalize etmeliyiz. Kaynak israfında bulunmaktan, geleneksel sektörler ile büyüyebileceği tezinde ısrarcı olmaktan vazgeçmek durumundayız.
nn
nn Unutmayalım, fırtınada rahat uyuyabilmek için başka çıkış yolumuz yok.
nn
nn Sağlıcakla
nn Kadir GÜRKAN
nn
nn
nn
nn
n