n
nn Başörtüsü, son Danıştay kararı ile yeniden gündeme taşınmıştır.
nn Oysa başörtüsü her gün Müslümanın gündemindedir. Ve hiçbir zaman da Müslümanın günlük gündeminden düşmez.
nn Nedeni ise Müslüman bir kadının her gün bir erkekle karşılaşma ihtimalinin bulunmasıdır.
nn Müslüman kadının karşılaşmış olduğu erkek ya mahremi ya da yabancısıdır. Her iki durumda da örtüsü farklıdır.
nn Peki, buna rağmen Levent Kırca : Yani hanım avukatlar mahkemede müvekkillerini başları iki kere örtük olduğu halde savunacaklar. Neden iki örtü? Saç tellerini erkeklere göstermemek için. Gösterilirse ne olur? Erkek günaha girer. Bu nedenle önce başlarını bağlıyor, bağladıktan sonra kıyısından köşesinden hala bir saç kılı görünmesin diye bir de bandaj takıyorlar. Böylece saçları erkekleri tahrik etmiyor.” İfadeleriyle ne yapmak istiyor?
nn Müslüman kadının ve erkeğin örtüsünün nitelikleri Peygamberimiz(sav) döneminde Kur’an ve Sünnetle belirlenmiş ve uygulanmıştır.
nn Özellikle, “Müslüman kadın ve erkek” diyoruz. Çünkü İslamın Kur’an ve Sünnetle belirlenmiş örtüyü inkar etmek Müslümanı İslamın dışına çıkarır. Ancak İslamın ortaya koyduğu örtüyü , örtünün farziyetine inanarak yerine getirmeyen kadın ve erkek ise günah sahibi olur. Tıpkı namazın farz olduğuna inanıp da namaz kılmayanın günah sahibi oluşu gibi.
nn Böylelerini Allah, dilerse affeder, dilerse cezalandırır. Bu durumu Allah’tan başka kimse bilemez.
nn Kur’an-ı Kerim’de Nur Suresi’nin 31. Ayetinde kadınların ziynet yerlerini gösterebilecekleri kişiler sayılıyor. Ancak bunların net sınırları ise Peygamberimiz (sav) tarafından bildirilmiştir. Bu ayet, genelde aile içi örtüyü düzenliyor.
nn Kadının evinden dışarı çıkışının örtüsünün nitelikleri ise Kur’an-ı Kerim’de Ahzab Suresi’nin 59 Ayet-i Kerimesinde ortaya konuluyor. Her iki durumun uygulamaları, hiçbir ihtilafa yer vermeyecek şekilde Peygamberimiz(sav) döneminde gerçekleştirilmiştir.
nn Belirtmekte yarar vardır ki, İslamın bazı hükümlerinde( iman ile ilgili değil, yalnız fıkhi meselelerde) ihtilaflar olmasına rağmen başörtüsü ile ilgili hiçbir mezhep( fıkıh) ekolünde ihtilaf yoktur. Bu durum bize, örtü ile ilgili hükümlerin yoruma meydan vermeyecek şekilde kesi doğruluğunu( tevatürlüğünü) gösterir.
nn Kırca’nın inancı ve dini bizi ilgilendirmez. Türkiye laik bir ülkedir. Herkes istediği dine inanabileceği gibi, hiçbir dine inanmadığını da deklere edebilir. Bu özgürlük hem İslam dininin hem de mevcut Anayasa’nın güvencesinde olduğunu kendisi de bilir, milletimiz de. Ancak kendisinin inanmadığı değerlere ve dine inanan insanların, dinlerine ve değerlerine hakaret etme hakkı ve özgürlüğü yoktur. Algı sıkıntısı olmayan herkes için bu kural geçerlidir. Selam ve sevgi ile…
nn
n