Türk toplumunun büyük bir kısmı hayvan sevmez. Hayvana sadece para getiren mal olarak bakar. Para etmeyen hayvanın ise var olma, yaşam hakkı yoktur.
Ama son zamanlarda günah keçisi yetiştirmeye merak saldılar.
Evet, hekimlerden bahsediyorum. Gün geçmiyor ki basında, öldürülen dövülen doktorları izliyoruz. Söz konusu insan hayatı ise en kutsal meslek doktorluktur derim. Bir doktorun mesleğini ele alması için takriben yirmi beş yıl tahsil etmesi gerekir. Bu demektir ki bir hekim kolay yetişmiyor. Her meslek kutsal ve onurludur. Hekimler kendilerini insan hayatı kurtarmaya adamışlardır.
Fakat günümüz politikaları, hekimleri itibarsızlaştırmıştır. En acısı da şimdilerde hekimlerin canlarına kastedilmektedir. Doktorlar bugünlerde sokaklarda bağırıyor, eylem yapıyorlar. Bir doktor şiddete maruz kaldı ve öldürüldü diye.
Ne bekliyordunuz ki, siz daha toplumun en zayıf halkasını dahi koruyamazken ne bekliyordunuz?
Bu toplumun bence ekmek, sudan ve sütten önce eğitime ihtiyacı vardır. Şiddetin 7 yaşa indiği sevgi, merhamet, dostluk gibi insanı insan yapan temel kavramların yok olduğu, iyi ve güzel duyguların unutulduğu bir toplumda yaşıyoruz. Şiddetin en büyük hedefi hayvanlardır. Şiddetin ilk basamağını hayvanlarda deniyorlar ya sonrası…
Şiddet beyinlerde bastırılan bir duygudur. Okullarda ücretsiz süt dağıtılacağına okullarda psikologlar çocukları hatta önce ebeveynleri eğitmelidir. Suriyeli mültecilere milyon dolarlarla masraf edileceğine o paralarla kendi halkımıza emek ve eğitim vermeliyiz. Manasını bilmeden Arapça Kuran hatim ettirileceğine anlamı bilinen duygu ve düşüncelerin hatmini yaptırmalıyız. Bunu öğrenen çocuk; ahlaklı ve dürüst olur. Kuran-ı Kerim ise zaten güzel ahlak demektir. Cehalet Türk toplumunun kanına işlemiştir artık. Safsatalar ve kulaktan dolma bilgilerle karınca boyu kadar yol alamaz olduk.
Hastanelerde giderek daha sıkı önlemler alınacakmış! Gülerim bu lafa ben. Yönetenler toplumu böldü ve şiddeti hâkim kıldı. Ülkemizde şiddete yönelen ve korku saçan bireylerin oluşturduğu toplum haline geldik. Şiddeti azaltmaya yönelik çalışmalar ve eğitimler yapılmadıkça daha çok doktorlar, öğretmenler, hâkimler, kadınlar, çocuk gelinler ve bebekler öldürülecek.
Eğitim ve bilgilendirilmeler sosyal kurallar ve kanunlar ile bağlanmadıkça şiddet önlenemeyecektir. Şu anda potansiyel suçlu yetiştiren bir toplum haline geldik. Şiddeti önce hayvanda uygulayana dur demedikçe sonuç daima felaket olacaktır. Bizler çocuklarımızı sadece sevdiğimizi sanıyoruz. Oysa çocuklarımızın neyi sevdiğini, neyi sevmediğini biliyor muyuz? Bitkileri, hayvanları insanları ve çevrelerini seviyorlar mı? Çocuğa para harcamak, oyuncak almak sevmek değildir. Çocukların doğa ile hayvanla kurduğu ilişkiler çok önemlidir. Bugün bir kedinin kuyruğunu kesen çocuk yarın da okulda öğretmenini boğazlayacaktır…
Seri katillerin hepsinin temelinde sevgisizlik, terk edilmişlik, yalnızlık vardır. Can acıtma, yakma ve öldürme güdülerini ilk kez hayvanlar üzerinde deneyip kendilerini geliştirerek bugünün azılı katilleri haline gelmişlerdir. Beyinlerinde bastırdıkları sevgisizlik ve yalnızlık duygularını başkalarının kanı ile dışarı akıtırlar.
Ben bu yazımı henüz bitirmemişken Türkiyede süt mucizesi gerçekleşti. Süt verip boyları uzatacağız diyenler, ancak hastane kuyruklarını biraz daha uzatabildiler. Bütün bu gelişmeleri ve bu acı sonucu hazırlayanları tebrik ediyor başarılarının devamını diliyorum! Uzun boylu olmak marifet değildir. Marifet aklı ve bilgeliği aşılamaktır…
Bir cep telefonu şebekesinden sürekli şöyle bir mesaj geliyor herkese. Daha çok silah, daha çok düşman öldürmek için bu oyunu ücretsiz indirin diye. İşte çocuklar da bu oyunu oynuyor. Şuur altlarına şimdiden öldürmeyi kodluyoruz.
Yine aynı şirket RECEP İVEDİK tiplemesi yaparak toplumu yozlaştırmaya çalışıyor. Sokaklarda herkes kaba seslerle, anlaşılmaz şakalar yaparak ve anlaşılmaz bir Türkçe ile konuşarak RECEP İVEDİK tiplemesini fenomen yapıyorlar.
Cumhuriyeti kuranlar aç karnına, üzüm hoşafı yarım ekmekle savaşarak kurdu. Süt içerek savaş alanlarına çıkmadı.
Bu ülkeyi kuranlar sağlam temellere cumhuriyeti oturttu. Sefalet, yokluk, yoksuzluk ve açlıkla mücadele ederek bugünlere gelindi. Şimdi de cumhuriyeti yolcu ediyoruz. Bu kez akıl yoksulluğu ve akıl almaz yolsuzluklarla…
Bekleyelim ve görelim... En iyi ilaç zamandır.