“Mesele esir düşmekte değil,teslim olmamakta.”demiş Nazım.
Syriza, Yunanistan’da seçimleri,Avrupa sermayesine Yunan halkının boyun eğmeyeceği ve yeniden masaya oturulup onurlu bir borç ödeme anlaşması yapılması gerektiğini savunduğu için kazanmıştı.Dediklerini yapmaya kalkınca, başta AB sermayesi olmak üzere bütün emperyalistler üzerine çullandılar.Onlar saldırdıkça Yunanistan halkı direndi .
Halk yoksullaştırılmış, işsizlik artmıştı; ama,asgari ücret ve emekli maaşları hala bizdekinin iki katıydı,gıda fiyatları ise bizden ucuz.
Sermayenin borazanları Yunan halkının teslim olmasını isterken, işçiler ve emekçiler “dayan” diye desteklediler onları. Bütün dünya gözünü onlara dikmişti. Son referandumda kendisine dayatılan kemer sıkma politikalarına “hayır” dedi. Şimdi sermayenin işi zor!
Alexis Tsıpras, “Benim halkım tembel değil, siz hırsızsınız!”dedi dünyanın zenginlerine. Doğal olarak çok kızdılar,hala kızıyorlar ama,bir kez halk karar verince önüne geçmek kolay olmuyor.
Yunan halkının da bir Nasrettin Hoca’sı vardır.
Fıkra bu ya!
Onların Hoca’sının komşusuna borcu varmış.Çalışmış çabalamış borcunu ödeyememiş. Düşünmüş taşınmış işin içinden de çıkamamış bir türlü!Düşünmekten uykuları kaçmış Hoca’nın. Kalkmış gitmiş komşunun zilini çalmış gece yarısı.Pijamalarıyla hocayı karşısında gören komşusu şaşırmış: “Hayrola Hoca!”
Hoca: “Benim sana olan borcum var ya!Çok düşündüm,uykularım kaçtı!Onu ödeyemiyorum,biraz da sen düşün!”der.Çeker evine gider…
Hoca’nın komşusu ne yapıyor dersiniz!..