Maç öncesi kulübün içinde bulunduğu karamsar havaya rağmen takımdan basına yansıyan mesajlar umut doluydu. Liderden puan ya da puanlar alacağız mesajları yayılıyordu. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı.
37. saniyede yediği golle maça 1-0 yenik başlayan Samsunspor, girdiği şoktan 15 dakika çıkamazken ilk 10 dakika 3-0 bile olabilirdi. Şampiyonluk iddiasında olan bir takım, bu kadar basit gol yiyor ve bu kadar kolay pozisyon veriyorsa; işimiz zor demektir. İlk yarının son 20 dakikasında bu kadar korner kullanıp tehlikeli olamıyorsak da işimiz zor demektir. O kornerlerde ya da yan toplarda Adiloviç’i aramadık mı sizce? Erhan Hocanın oyuncu tercihlerine saygı duymakla birlikte takımı yaparken eğer sakatlıkları yoksa; Adiloviç ve Musa Aydın’ı hiç düşünmeden yazarım ilk 11’e. Defans hatalarının bu kadar fazla olmasında orta sahamızın etkisiz ve güçsüz durumu da en büyük etken. 45 dakika hiçbir şey yapmayan Doğan’ın gereksiz kırmızı kartı 2-0’dan sonra 2-1’i yakalayıp 2-2’ye getirecek penaltı pozisyonu yakalamamız ve kaçırmamız hemen ardından da üçüncüyü yememiz ise futbolun bu kadar ilginç bir oyun olduğunu bir kez daha gösterdi bize. Penaltıyı atsak 1 puanla dönebilirdik ama olmadı. Defansta Fatih’in niye oynamadığını da merak etmiyor değilim açıkçası. Defans ve orta sahamızın bu kadar kötü oynandığı bir maçta ileriki günlerde oyuncu tercihlerinde değişiklik kaçınılmaz görünüyor.
Bu ve benzeri oyun ve sonuçlar, maddi anlamda zaten sıkıntılı günler geçiren takımın hedeften uzaklaşmasıyla kalmıyor aynı zamanda yaşanabilecek çözülmelerin de önünü açıyor.