n
nn “Çocuklar artık bilgisayarlarda, yıldızlarla kovalamaca oynuyor. Oysa biz çocukken birbirimizle oynardık.”
nn Nerden nereye, dünya değişti artık. İster çocuk olsun isterse de yetişkin mecbur kalmadıkça kimse kimseyle konuşmak istemiyor. Sanal dünya, internet dünyası esir almış hepimizi…
nn 21. yüzyıla girdik. Mekânlar değişti. Şehirler ve insanlar da değişti.
nn Eskiden çocukluğumuzda çelik çomak oynardık. Sokaklarda gecenin ilerleyen saatlerine kadar top oynardık. Herkes birbirini tanırdı. Kimse kimseden korkmazdı. Dayanışma vardı. Ya şimdilerde: Yükselen binalarda çocuklar hapsedilmişler sanki. Apartmandan dışarı çıkması ayrı bir dert...
nn Aileleri suçlamıyorum. Yaşadığımız durum budur. Yani bizlerin yapabileceği fazla bir şey de yok. Devreye anasınıfı, toplu oyun alanları, psikoloji giriyor. İnsanların eğitilmesi, ehlileştirilmesi, uyumlu birer yurttaş haline getirilmesi için.
nn Bir zamanlar atalarımız at sırtında rüzgârın çocuğu olarak Asya bozkırlarında rüzgârla yarış ediyorlardı. O ruhta özgürlük vardı. Kendine güven vardı.
nn Küreselleşme denilen olgu, bütün kültürel değerleri bir bir ortadan kaldırıyor. Tekdüze bir toplum; bir dünya yaratma özleminde.
nn Bu gidişin sonu; çocuklarımız artık dünya çocuğu olma yolunda. Kendine özgünlük, yerellik, kendini var eden kültürel değerler bir bir aşınıyor. Bütün insanlar aynı formayı giymiş gibi bir duruma gelmeyiz inşallah.
nn Bütün bunları söylerken bilime karşıtlığım yoktur. Her şeyin çıkış yolunun insan odaklı olmasını istiyorum. İnsanların mutlu olduğu, birbirini özlediği, birlikte güldüğü, birlikte ağladığı bir dünyanın yok olmasını istemiyorum.
nn Yani insanın olmadığı bir dünyanın sonu mankurtlaşmadır; gönüllü köleliktir. Her şeye rağmen biliyorum ki ta Ortaasya bozkırlarından gelen deli rüzgâr, bizim ruhumuzda, gönlümüzde esiyor ve bizi hayata karşı muhkem kılıyor.
nn
nn ÖMER PAMUK
n