n

n

n Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan dış ticaret verilerine göre; ihracat 2013 yılı temmuz ayında, 2012 yılının aynı ayına göre %2,2 artarak 13.113 milyon dolar, ithalat ise  artarak 22.918 milyon dolar olarak gerçekleşti. Temmuz ayında dış ticaret açığı ,5 artarak 8.005 milyon dolardan 9.806 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2012 Temmuz ayında a,6 iken 2013 Temmuz ayında W,2’ye geriledi.

n

n Avrupa Birliği’nin (AB-28) ihracattaki payı 2012 Temmuz ayında 4,6 iken, 2013 Temmuz ayında A,5’e yükseldi. AB’ye yapılan ihracat, 2012 yılının aynı ayına göre ,7 artarak 5 447 milyon dolar olarak gerçekleşti.

n

n Dış ticaret açığımızın azalması için ise ihracatımızın artması gerekmektedir. Bunun için başta Samsun olmak üzere tüm illerin ihracat işletmelerini odak noktasına almaları gerekmektedir.

n

n İhracatın artırılması için bugün başta KOSGEB ve Ekonomi Bakanlığı olmak üzere birçok kurum/kuruluş işletmelere destek veriyor. Fuar katılımından stant yapımına tercüman giderinden konaklama giderine kadar birçok gider ilgili kurum/kuruluş tarafından desteklenir durumda.

n

n İhracat için de ciddi bir pazar araştırmasına ihtiyaç duyuluyor elbette. İşletmenin sattığı ürünün hedef ülkede muadili var mı? Kimler bu ürünü satın alıyor? Satın alma davranışları nasıl? Müşteriler/Tüketiciler nasıl karar veriyor gibi daha birçok sorunun cevabının işletmeler tarafından biliniyor olması gerekiyor.

n

n Hedef pazarını ve tüketicisini iyi tanımlayan işletmelerin bugün var olduklarını ve gelecekte de var olacaklarını görüyoruz.

n

n İhracat kavramının bir kültür olarak artık şirket yetkililerince benimsenmesi lazım. Artık sadece yurt içi pazar bana yetiyor anlayışı bitti. Çok uluslu şirket dünyanın diğer ucundan gelip Samsun’da şirket satın alıyor ya da şirketinin şubesini buraya açabiliyor.

n

n Lojistik olarak çok değerli bir konumda olan Samsun’un bu avantajını kullanması gerekli Bu bağlamda kentimizde sık sık fuarların düzenlenmesi, düzenlenecek fuarların katılımcıların yerli/yabancı olması hem kentimize hareket kazandırır hem de işletmelerimize network kurmada önemli avantajlar sağlar.

n

n Şirketlerin de artık lisan bilen ve kalifiye çalışanları istihdam etmesi gerekiyor. Rekabet avantajı sağlamak için hem kalifiye olsun hem ucuz olsun devrinin bittiğini işadamlarımızın anlaması ve algılaması gerekiyor. Nitelikli eleman istihdamında KOSGEB’in desteklerinden de istifade edilebilir. Yine işverenlerin istedikleri doğrultuda çalışan alması ve yetiştirmesinde İŞKUR’un da önemli destekleri söz konusu. Dolayısı ile işletmelerin ve işverenlerin artık reaktif düşünmekten proaktif düşünmeye geçmesi lazım.

n

n Önümüzdeki aylar ekonomi bürokratlarınca da teyit edildiği üzere zor ve sancılı geçecek. Yaşanılan dalgalanmalardan da en fazla Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler etkilenecek. Bu etkilenmenin en aza indirgenmesi için ihracat ne kadar fazla olursa; o ölçüde işletmemiz ayakta kalır.

n