Zabıta ekiplerinin düzenledikleri operasyonlarda
üzerinden milyarlar çıkan dilenci
haberlerine şaşırmıyorum...
Dilencilik, bir meslek olmuş...
İşe gider gibi, sabahın erken saatlerinde
tezgahlar açılıyor...
Bunların bir de gözcüleri, argo deyimle erketecileri de var...
Önceki gün, ak sakallı bir adam
Bankalar Caddesinde dileniyordu...
Gazeteye giderken, cebimdeki bozuk paralardan bir kısmını çıkarıp verecekken,
yanımdaki arkadaşım uyardı: Para verme, bu şarapçı
Bırak Allah aşkına deyip, arkadaşıma yanlış düşündüğünü
söyledim...
Dilencinin önünde tartışırken, ak sakallı adamın
yüzü kıpkırmızı kesilmişti...
Adamın utandığını düşünerek,
arkadaşıma kızmıştım...
Bu sırada, arkadaşım dilencinin ceketini açmaz mı?..
Al işte, bira şişesi zulasında dediğinde,
kendisinin ne kadar haklı olduğunu ifade eden bir tavır içindeydi...
Asıl şaşkınlığım ise, ağacın arkasındaki
adamı gösterdiğinde oldu...
O karşıdaki adam da bunun erketecisi. Parayı toplayıp, doğruca şarap içmeye gidecekler dedi...
Köşede bekleyen adamın yanına gittik birlikte...
Adam, arkadaşımı doğrulamıştı...
Niye bekliyorsun? dediğimde, aldığım yanıt, Topladığım paraları çalan ekipler var olmuştu...
Karşı taraftaki ak sakallı adam,
şarap parasını çıkarmış olacak ki,
yanımıza doğru yöneldi: Bize bakmayın, çocukları dilendiriyorlar. Hem de yevmiyeli
Samsundan Ankara ve İstanbula
çalıştırılmak için çocuklar gönderildiğini de öğrendim...
Zabıta operasyonlarında üzerlerinden milyarlar çıkan dilencilerin 4-5 katlı evleri ve otomobillerinin oluşuna şaşırmıyorum...
Böyle zahmetsiz parayı kim kazanabiliyor?..
Acımasız bir duygu sömürüsü...
Gerçek ihtiyaç sahibini
bulup yardım etmek, en doğrusu...
Enayi yerine konulmak,
işin kötü yanı...