Annesi vefat eden bir arkadaşım, cenazeden sonra
bana şöyle demişti:İyi ki hastalığında
onun yanındaydım. Eğer gelmeseydim,
erteleseydim, kendimi affetmezdim.
Bazen bir selam...
Bazen bir ziyaret...
Çok mu zor ya da vakit mi yok?..
Fani dünyadaki işlerini kim bitirmiş?..
Sevgiyi ve saygıyı hayattayken gösterirsek,
yararı var...
Yaşam sevinçlerini artırıp,
dualarını almak gibi...
Yoksa öldükten sonra
bunları söylemenin hiçbir yararı yok...
Ölüler duymuyor çünkü...
Yazarı bilinmeyen öykü,
işte böyle bir pişmanlığı anlatıyor...

* * *

Karlı bir kış günüymüş... Yağan kardan üşümüş küçük kırlangıç, yalnız bir adamın penceresinin dışına gelip
gagasıyla camı tıkırdatmış, adeta adamın onun içeri girmesine müsaade etmesini istemiş.

Yalnız adam bu isteği görmüş, Olmaz, alamam, git başımdan der gibi kuşu kovalamış, sonra da
kendi kendine söylenmiş; Hıh, camı tıkırdatmakla kendisini içeri alacağımı mı sanıyor acaba?..

Gecenin ilerleyen saatlerinde canı sıkılmış, rüzgar ve soğuk arttıkça yalnız adamı daha başka düşünceler sarmış, kırlangıcın arkadaşlığını geri tepmekten biraz pişmanlık duymuş...

Keşke kuşu içeri alsaydım. Ona biraz yiyecek verirdim. Minik kuş oradan oraya uçar, neşeli sesler çıkartır, cıvıldar, yalnızlığımı paylaşırdı demiş.

Ertesi sabah, pencereyi açıp etrafına bakınmış adam, belki kırlangıç oralarda bir yerlerde olabilir diye düşünmüş. Ama, görememiş zavallı kırlangıcı...

Uzun kış geçmiş, yine yaz gelmiş... Etrafta kırlangıçlar, cıvıldayarak uçmaya başlayınca
yalnız adam, heyecanla camını sonuna kadar açıp kuşu beklemiş... Ama, hiç gelen olmamış.

Onun hevesle havada uçan kuşlara baktığını gören komşusu hikayeyi öğrenince
hafif buruk bir sesle: Sevgili komşum, anlaşılan
sen kırlangıçların sadece 6 aylık bir ömürleri olduğunu
bilmiyordun
demiş. Bunu işiten yalnız adam çok üzülmüş
ama üzülmek için de artık geç kaldığını anlamış...

* * *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Mutlu ve huzurlu günler dileğiyle...