Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez Açıklıyor:Nöroradyoloji ile Beyin ve Sinir Hastalıklarında Erken Tanı Mümkün
Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez Açıklıyor:Nöroradyoloji ile Beyin ve Sinir Hastalıklarında Erken Tanı Mümkün
İçeriği Görüntüle

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Deniz Özlem Topdağ, boğaz ağrısının toplumda en sık karşılaşılan şikâyetlerden biri olduğunu ancak her zaman basit bir enfeksiyon olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Özellikle uzun süren ve tekrarlayan boğaz ağrılarının altta yatan farklı sağlık sorunlarının habercisi olabileceğine dikkat çekti.

Boğaz ağrısı genellikle viral ya da bakteriyel enfeksiyonlara bağlı olarak ortaya çıkar. Soğuk algınlığı, grip ve bademcik iltihabı gibi hastalıklar boğaz ağrısının en yaygın nedenleri arasında yer alır. Bu tür durumlarda ağrı genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden geriler. Ancak bir haftadan uzun süren, şiddeti artan veya yutma güçlüğü, yüksek ateş ve halsizlik gibi belirtilerle birlikte seyreden boğaz ağrılarının mutlaka uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Op. Dr. Deniz Özlem Topdağ, “Boğaz ağrısını hafife almak yaygın bir hatadır. Özellikle sık tekrarlayan enfeksiyonlar, kronik bademcik iltihabı ya da reflü gibi hastalıkların belirtisi olabilir. Nadiren de olsa bazı ciddi hastalıkların ilk bulgusu olarak karşımıza çıkabilir” ifadelerini kullandı.

Boğaz ağrısına eşlik eden belirtiler, hastalığın kaynağı hakkında önemli ipuçları verebilir. Yutkunma sırasında artan ağrı, ses kısıklığı, öksürük, geniz akıntısı ve kulak ağrısı sık görülen şikâyetler arasındadır. Ayrıca bazı hastalarda ağız kokusu ve boyunda hassasiyet de gözlemlenebilir. Op. Dr. Topdağ, özellikle ses kısıklığının iki haftadan uzun sürmesi durumunda ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.

Boğaz ağrısının nedenleri yalnızca enfeksiyonlarla sınırlı değildir. Alerjik reaksiyonlar, kuru hava, sigara kullanımı, yoğun ses kullanımı ve mide asidinin yemek borusuna kaçmasıyla oluşan reflü de bu şikâyete yol açabilir. Bu nedenle doğru tanı için hastanın detaylı bir şekilde değerlendirilmesi büyük önem taşır.

Tanı sürecinde hastanın öyküsü ve fizik muayene ilk basamağı oluşturur. Gerekli durumlarda boğaz kültürü, kan testleri ve endoskopik incelemeler yapılabilir. Bu sayede enfeksiyonun türü belirlenir ve uygun tedavi planı oluşturulur. Bakteriyel enfeksiyonlarda antibiyotik tedavisi uygulanırken, viral enfeksiyonlarda genellikle destekleyici tedavi yeterli olur.

Tedavi sürecinde hastaların bol sıvı tüketmesi, istirahat etmesi ve sigara gibi tahriş edici faktörlerden uzak durması önerilir. Ilık tuzlu su gargaraları ve nemli ortamlar da boğazın rahatlamasına yardımcı olabilir. Op. Dr. Deniz Özlem Topdağ, bilinçsiz antibiyotik kullanımının önüne geçilmesi gerektiğini belirterek, “Her boğaz ağrısı antibiyotik gerektirmez. Gereksiz antibiyotik kullanımı hem tedavi sürecini olumsuz etkiler hem de direnç gelişimine yol açar” dedi.

Özellikle çocuklarda sık görülen boğaz enfeksiyonlarının okul devamsızlığına ve yaşam kalitesinde düşüşe neden olabileceğini ifade eden Op. Dr. Topdağ, bu durumun ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Sık tekrarlayan bademcik enfeksiyonlarında cerrahi seçeneklerin de gündeme gelebileceğini belirtti.

Risk faktörleri arasında sigara kullanımı, hava kirliliği ve bağışıklık sisteminin zayıf olması önemli yer tutar. Bu nedenle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi ve bağışıklık sisteminin güçlü tutulması boğaz sağlığı açısından önemlidir.

Op. Dr. Deniz Özlem Topdağ, boğaz ağrısının basit bir şikâyet gibi görünse de dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Vücudumuz bize çeşitli sinyaller verir. Boğaz ağrısı da bu sinyallerden biridir. Uzun süren veya tekrarlayan şikâyetlerde zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmak, olası ciddi hastalıkların erken teşhisi açısından büyük önem taşır.”