Ülkemizin güney bölgesinde, özellikle Suriye’deki olaylar, sınırlarımızı etkilemektedir. Ocak 2015’te Kobani’yi terk etmek mecburiyetinde kalan IŞİD, güneyden Halep yolundan ve kuzeyden Murşitpınarı karşısından saldırıya geçmiştir. Ocak ayında terk ettiği Kobani’de niçin direnmediklerinin sebebi ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bunun sebebi güç toplayarak, PYD ve YPG’nin beklemediği bir zamanda bunu gerçekleşmeyi amaçlamış, fakat bu sonuç vermemiş, ancak Kobani’den vazgeçtikleri anlamında değildir. Kobani, Kürtler bakımından ne kadar önem arz ediyorsa, IŞİD tarafından da o kadar önem arz ettiği ortaya çıkmış oldu. Öyle zannediyorum ki, şimdi sınırımızda kıyasıya bir savaşın eşiğinde olacağız. IŞİD de ve PYD’de de birer terör örgütüdür. Yalnız bu iki terör örgütünün çatışmasının ceremesini ülke olarak biz ödemek durumunda kalıyoruz. Baştan beri üzerinde durduğum gibi, bu şekildeki mülteci akınları, az gelişmiş ülkelerde ortaya çıkmaktadır. Gelişmiş ülkeler, mülteci akınlarına karşı çok önemli tedbirler almışlardır. Ülkemize, Suriye’den gelen iki milyona yakın mültecinin ne sayısı ve ne de nerede yaşadıkların dair bilgi yoktur. Mülteci sayısının iki milyon civarında olduğu tahminlere dayanmaktadır. Ortadoğu’da kısa bir vadede durulma ve barış sürecinin gelebileceğini zannetmiyorum, ama böyle bir süreç gelse bile, bu mültecilerin büyük bir kısmının ülkelerine döneceklerine de ihtimal vermiyorum. İki milyon insanın ülkemizde ortaya koyduğu, sosyolojik, mali yıkımların sorunlar zinciri olacağı açıktır. Banim anlamadığım ise, bu konuda kusuru olmayan ülkemizin üzerine yüklenen bu ağır yükün ne kadar ağır olduğu, ahkâm kesen Batılıların farkına varmadıkları veya varmak istemedikleridir.
Kobani’ye saldırıyı yapanların, ülkemizden sızdıklarına dair yabancı basının gündeminde olmakla birlikte; Şanlıurfa valiliği bunu yalanlamış ve sızmanın Celabrus’tan olduğu belirtilmiştir. Yabancı basının ve Kürt tarafından ortaya atılan ve IŞİD’in Türkiye’den sızdığına dair bilgilerin tamamen yanlış olduğunu da söyleyemeyiz. Suriye ile olan sınırımızın tam kontrol altında olmaması sebebi ile bu ortaya çıkmış olabilir. Genel kanaat şudur ki, Türkiye Suriye’ye müdahale yerine sınırlardaki güvenliği sağlasa daha etkili olur. Cerablus’tan Suriye’ye olacak bir müdahale veya tampon bölge kurulmasının sunucunun ne olacağı belli değildir, birçoklarına göre bu bir intihar olur. Yalnız, daha önce de üzerinde durduğum gibi, ister istemez bir yağlı karaya bulaşan Türkiye’nin bu olaylardan etkileneceği önemli bir husustur. Ortadoğu’da İsrail ile Arapları aynı coğrafi bölgede barış içinde yaşayabileceklerini tahmin edemiyorum. Bu tarihsel bir olgudur ve değişmez bir trajedidir. Buradaki en önemli husus ise, İsrail bir köşede dururken, Müslümanların birbirlerini öldürmesidir. Batılıların yapmak istediklerini, Müslümanlar birbirlerine yapmakta ve etnik temizliği ortaya koymaktadırlar. Müslüman, Müslümanın kardeşidir, sözlerinin sadece lâfta kaldığı gerçeğinin ta kendisidir. Bu kadar cahillik ve aymazlık akıl alacak bir husus değildir. Eveangelist’lerin ve Papalığın resmen açıkladığı durumu, maalesef Müslümanlar yapmakta ve Batı arenadan Müslümanların birbirlerini nasıl öldürdüğünü seyretmektedir. Bu üzerinde durulması gereken ve Müslüman liderlerin toplanarak karar verecekleri bir durumdur, fakat böyle bir feraseti veya KUR’AN anlayışını nerede bulursunuz. Elbette, bundan ötesi de Türkiye’nin emri vaki ile Allah korusun bir savaşa girebilme olasılığıdır. Saygılarımla.