Sis perdesini kaldırıp gerçeği görmek,
biraz zor...
Senaryolar farklı...
Herkes işine geldiği noktadan
meseleye bakınca,sis daha da yoğunlaşıyor...
MİT Müsteşarı Hakan Fidan ilekurumun bazı yöneticilerinin
KCK davası ile ilgili olarak ifadeye çağrılmasıyla
başlayan süreçte,ortaya atılan iddialar;inanılmayacak bir
akıl tutulmasının herkesi esaret altına aldığını gösteriyor...
İşin bir yanında
Başbakan Tayyip Erdoğan ın yıpratılmak istenmesi var
ama bana göre en vahim taraf, MİT le polisin
karşı karşıya getirilme çabasıdır...
Devletin iki önemli güvenlik teşkilatının
uygulamalarda farklı yöntemleri bulunabilir; ama
her ikisi de iç ve dış tehditlere karşı
milli duruşu olan kurumlardır...
Ve her iki kurum da hiyerarşik bir düzen
içinde görevini yapar...
Mesela, Cumhuriyet Savcısı nın
talimatı olmadan polis ne gözaltı yapabilir ne de
şüpheliyi serbest bırakabilir...
Polis, bağlı bulunduğu amirinin emirlerine uyar...
MİT de kendi başına buyruk
kurum değildir. Direkt Başbakan a bağlıdır...
Öyleyse nasıl oluyor da
iki kurumu birbirine düşürmenin tezgahı yapılıyor...
Ben havuza bakıyorum...
Başbakan Erdoğan ın talimatıyla Türkiye de istihbarat karmaşasını önlemek için
oluşturulan ve Uludere olayından sonra önem kazanan havuza...
Bundan rahatsızlık duyanlar,şimdi ellerini ovuşturup,
durumdan vazife çıkarmaya çalışıyor...
Havuz yıkılırsa,bilgi kirliliği içinde
neyin ne olduğunu anlamak zorlaşacak...
Onlar da eskiden olduğu gibi
faili bilinen ama meçhul bırakılan
karanlık işlerine devam edecek...
Saza gelelim ama gaza asla!..