Petrol Ürünleri İşverenleri Sendikasının Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İmran Okumuşun, dün Kurumahmutoğlu Büyük Samsun Otelinde düzenlediği basın toplantısında duyduklarım karşısında, hiç hayrete düşmedim...
Samsunlu olan imran Okumuş, Kaçak akaryakıt sorununu öylesine net bir biçimde masaya yatırdı ki, inanın gazetecilere soru soracak nokta bırakmadı...
Söyledikleri, kaçak akaryakıt konusunda yazdıklarımı doğrular nitelikteydi...
Okumuşa göre kaçağın adresi belliydi...
Akaryakıt ihalelerinde, rafineri çıkış fiyatının altında teklif verilmesi bunun en belirgin örneğiydi...
Yüzde 7lik bir kar oranı bulunan bir firma, yüzde 13 fiyat kırabilir miydi?..
Asıl çarpıcı örneği ise TBMM Kaçak Akaryakıt Araştırma Komisyonunun raporlarından verdi...
Komisyon, İspanyaya, Türkiyeye kaç ton akaryakıt ihraç ettiğini sordu. Gelen yanıt 300 bin tondu... Ne var ki, Türkiyedeki kayıtlarda bu rakam, 180 bin ton olarak gösterilmişti...
Okumuş, iyi bir işadamı olduğu kadar, nüktedandır da...
Herhalde, 120 bin ton; aşırı dalgalar yüzünden denize döküldü dedi...
Oysa bu mümkün müydü?..
Yani, 120 bin ton vergisiz olarak yurda sokulmuştu...
Okumuş, ana dağıtıcıların depolarına sayaç koymayıp, bayinin pompasına yazar kasa yerleştirmenin mantığını da çözemiyordu...
Denetim kaynağından yapılmalıydı...
Devletin vergi kaybı, yıllık 4.5 milyar doları buluyordu...
Daha neler neler...
Bir başka örnek...
Bölgede bayisi bulunmayan bir ana dağıtıcı, Samsunda neden depo kurmak istiyordu?..
Oysa, ana dağıtıcı, bayisi olmayana mal verirse, 700 bin YTL ceza ödemek zorundaydı...
Öyleyse niye?..
Gemi işi olsa gerek...
Ya biodizel curcunası?..
Dedim ya İmran Okumuş nüktedandır...
Otomobil egzozlarından patates kızartması kokusu geliyor demez mi?..
Mazota, fiyatı daha düşük olan likit yağ karıştırılmasını anlatıyordu...
Rant büyük, şebekenin ağları geniş...
Bu konuda daha çok yazacağız...
Öyle görünüyor...