Ülkemizin finansal gücü dikkate alındığında, gelirleri yüksek olan bir ülke değildir. Bu bakımdan yapılacak işler belirli plan dahilinde ve önceliklerine göre yapılması gerekir. Fakat, her nedense bu bir tarafa atılarak, bütçede para olmadığı halde büyük işlere girişilmekte ve gerekli ödeneklerin olmaması nedeni ile yatırımlar bir safhada durmaktadır. Tabiatıyla iş bu kadar da basit değildir. Eğer yaptığınız yol ise, yıllarca tamamlanmaması sebebi ile yolun ihtiyaca cevap veremeyecek durumundakine rahmet okutacak bir hal ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucunda da kazalar ve olumsuz durumlar birbirini takip etmektedir. Bazen de bir şey bitti, bitecek diyordunuz, bitmesine ramak kalıyor, fakat bir gün veya birkaç saatlik çalışma ile bitirilebilecek şey, inanın aylarca olduğu gibi kalıyor. Bir dren sisteminin kenarına dökülecek beton eksikliğinin aylarca kaldığını ve arabaların buraya düştüğünü görmekteyiz. Bu duruma, birkaç yerde değil, hemen şehirlerimizin her yerinde rastlayabilirsiniz. Çoğu zaman da düşünürsünüz, üstü açık olarak bırakılan çukur veya logarın üzerinin kapatılması at la deve değil ama, niçin kapatılmaz dersiniz. Eğer şikayet ederseniz de fırça yediğiniz bir tarafa, karşı tarafın mazeret olarak ileri sürdüğü hususlardan dolayı, niçin telefon açtım diye kendi kendinize kızarsınız. Mazeretler ise, o işe biz bakmıyoruz, o iş büyükşehir belediyesinin işidir gibi veya diğer bazı mazeretler ileri sürülmektedir. Açıkça bir husus belirtmeden geçemeyeceğim ki, o yapılması gereken işin bitmesi için çimento veya diğer bir malzeme gereklidir; o anda da mesai bitmiştir. O iş öylece aylarca kalır ve kimse ilgilenmez. Şikayet ederseniz de adınız ya bozguncuya veya her şeye maydanoz olan birisi olarak kabul edilirsiniz. Bunun temel nedeni ise, idarecilerin bir işin bitip, bitmediğini bizzat yerinde görmemeleridir. Uzun süren idareciliğim sırasında bunun örneklerini çok defa yaşadım. Çok defa bitti denilen işlere başlanmamış olduğunu gördüm. İşin birkaç gün içinde bitirileceğini söylemelerime rağmen, diğer kontrollerde de işe başlanmamış olduğunu hayretle gördüm. Derslerin başlamasına yetişmesi gereken bir inşaat vardı ve ben 10 günlük bir tatile çıkmıştım. Her gün de telefon ederek durumu soramama rağmen, dönüşte inşaata bir çivi bile çakılmadığını gördüm. Bütün idarecilere tavsiyem şu olacaktır, ifade en yakınınızdan gelse bile, görmeden lütfen inanmayınız.
Bir şeyi belirtmeden geçemeyeceğim ki, tembel olduğumuz gün gibi açıktır, ayan beyan bellidir. Onun için idarecilere büyük görev düşmektedir. Aynı yerde görev yapan iki yüzbaşı, konuşurlar iken, posta olarak kullandıkları askerlerinin ateş gibi olduğunu ifade ederler. Biri benimki daha hızlı der, diğeri ise kendininkinin daha hızlı olduğunu ileri sürer. Aradaki tartışma o kadar ileri gider ki, sonunda bahse tutuşurlar. Her iki yüzbaşı da postalarını çağırır ve onlara birer görev verir. Birinci yüzbaşı, postasına bir paket verir ve oğlum Mehmet bu emaneti şuraya götüreceksin der. Er emri alır ve selam vererek dışarıya çıkar. Birinci yüzbaşı, Mehmet postallarını bağladı, süratle yola çıktı, emaneti verdi ve şimdi postallarını çıkarıyor diyerek dakika dakika durumu anlatır ve oğlum Mehmet geldin mi, emaneti teslim ettin mi der. Er evet komutanım emaneti yerine teslim ettim diye cevap verir. Sıra ikinciye gelmiştir. İkinci yüzbaşı da birincide olduğu gibi, dakika dakika durumu anlatır. Sonunda, oğlum Ahmet geldin mi deyince; yüzbaşım postallarımı henüz bağlayamadım der.
Devlet işi ciddi bir iştir. İşlerin savsaklanması asla düşünülmemelidir. İdareciler, bulundukları makamlara göre, idare ettikleri insanların bekledikleri hizmetleri yerine getirmekle yükümlü olmalıdır. İdareciler hadim-i hizmet olmalıdır. Millete hizmette, astlarının hizmetlerindeki ihmallerine göz yummamaları gerekir. Polisin açtığı yollardan arabalarla, kortejlerle yol almak yerine, yürüyerek halkın arasına karışarak, onların dertlerini dinlemeleri gerekir. Prag seyahatim sırasında, Çek Cumhurbaşkanı’nın sadece iki koruma ile halkın arasında yürüyerek gittiğini görmek, bizim için çok enteresan bir anı olarak hatıralarımızda yer etmiştir. İdareciler, halkından korkmamalı ve onlara empati ile yaklaşmalıdır. İhmaller zincirinden kurtulabilmek temennisi ile saygılarımı sunarım.