Öncelikle şunu belirtmeliyim ki geride kalan dokuz haftanın futbol anlamında en iyi oyununu oynadı Samsunspor. Rakibe alan ve zaman bırakmadan ne istediğini bilen, sabırlı, pas yapan, ayağa oynayan bir takım vardı sahada. Gol umutlarımız biraz daha canlı ve hareketli olabilselerdi, üç puanla sahadan ayrılan taraf olurduk. Maç boyunca üç tanesi çok net olmak üzere tam yedi pozisyon bulup, golü bulamamak tam anlamıyla talihsizlik.
Şanlıurfaspor oyunu ortada kabullenip etkili silahlarıyla gol ararken; hızlı hücumlarda tehlikeli bir takım görüntüsü verdi.Golü bulan üç puanı alacak gibi bir görüntü vardı. Ama gol sesi çıkmadı. Samsunspor oynadığı oyunla ileriki haftalar için umut veren bir görüntüdeydi.
Maçın önüne çıkan ise daha maç başlamadan tribünlerden yükselen Yönetim İstifa tezahüratlarıydı. Sekiz-On kişilik bir grup tarafından başlatılan bu tezahüratın topluluk psikolojisi ile tüm tribüne yayılması ilginçti. Maraton tribününden maç esnasında beni arayan bir arkadaşım yönetim istifa diye bağıranların içinde eski bir yöneticinin de olduğunu söylemesi ise kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir durumdu.
Salı günü yapılacak olan yönetim kurulu toplantısında kuvvetle muhtemelen çıkması beklenen olağanüstü kongre kararı bakalım önümüzdeki günlerde ne getirecek...
Ama görünen o ki tribünlerden kulübün her kademesine kadar hissedilen bölünmüşlük görüntüsü bu takıma yarar sağlamak yerine zarar getirecek.