Mehmet Eröz’ün , “Hristiyanlaşan Türkler” adlı kitabında şöyle bir şiir vardır
“Kerçi Rum isek de Rumça pilmez Türkçe söyleriz
Ne Türkçe yazar okuruz ne de Rumca söyleriz.
Öyle bir mahludi hatt-ı tarikatimiz vardır ki
Hurufumuz Yonanice, Türkçe meram eyleriz.”
Neden bu şiir?
Geçenlerde bir yerel gazetede özel bir eğitim kurumunda daha Anaokulu sınıfında yani beş yaşındaki çocuklara İngilizce öğretildiğinden söz ediliyordu. Daha doğrusu şaşaalı bir ilan vardı.
Eğitim kurumu, henüz anadilini öğrenememiş çocuklarımıza yabancı dil öğretme yanlışını iftiharla takdim ediyordu.
Cinayet niteliğindeki bu eğitime bakanlığımız derhal dur demelidir. Veliler bu zehri altın tepsi içinde çocuklarına içirmemelidir. Eğitim kurumu da para için bu yanlışı yapmamalıdır.
Tüm dünya devletleri çocuklarına öncelikle anadillerini öğretmeye çalışırlarken; bizler de İngilizceyi yani yabancı dili öğretmeye çalışıyoruz. Herkes bilir ki, bir insan anadilini bilmezse hiçbir şekilde bir başka dili öğrenemez. Çünkü insanlar her şeyi anadilleri temeli üzerine bina ederler.
Bu konuda Almanya’da yaşanmış bir örnek vardır:
Türk çocuklarının yeterince Almanca öğrenemeyişlerinin nedenlerini araştırmış Alman bilim adamları sonuçta, “ Türk çocukları, anadillerini yeterli düzeyde bilmedikleri için kendilerince bir yabancı dil olan Almancayı da öğrenemiyorlar. Bunun için de Türkçe (anadillerini) öğrenmelidirler” yargısına varmışlardır. Bir dönem Türkiye’den öğretmen kabulü bu karara dayanıyordu.
Alman makamları, Türkçeyi öğrenen çocukların kendi kültürlerine entegrasyonu engellediği için de bu sefer Türkiye’den öğretmen alımını yasaklamışlardır. İşte anadilin önemi budur.
Beş yaşındaki Türk çocuğuna İngilizin İngilizce, Almanın Almanca öğretmesini anlarım ama, bir Türk eğitim kurumunun Türkiye’de bunu yapmasını hiç anlamıyorum ve anlamam da.
Bunun ne bilimsel ve ne de kültürel bir izahı vardır. Her ilaç, her yaş grubuna ve hastaya şifa getirmez.
Bu konuda birilerinin konuşmasının gereğine inanıyoruz. Selam ve sevgi ile...