Bir esnaf arkadaşım, telefonda dert yanıyor: Bu memlekette işsizlik var diye kim ağlıyorsa yalandan ağlıyor...
Ne oldu? diye sormadan, anlatmaya başlıyor:
15 gündür gazetelerde eleman ilanım yayınlanıyor. İşyerimin vitrinine de eleman aranıyor diye yazı astım. Tezgahtar arıyorum. Sigorta yaptırıyorum, artı satıştan prim veriyorum. Belirli aralıkların dışında oturmak ve istirahat saatlerinin haricinde sigara içmek yok deyince, kimse yanaşmıyor.
Hayret etmiyorum aslında...
Birçok arkadaşımdan dinlemiştim, benzer yakınmaları...
Herkes rahat ve garanti iş arıyor...
Oysa, Akademi Tıp Merkezinin Genel Koordinatörü Dr. Ersin Yılmazın açıklamalarına göre, 30 kişi alacakları işe, 5 bin başvuru yapılmış...
Bu şehirde işsizlik kol geziyor...
Rakamlar ortada...
Ama kimse de doğru dürüst iş beğenmiyor...
Tezgahtarlık ayıp bir meslek mi?..
Geçenlerde bir arkadaşım, saman boşalttırmak için köy kahvesindeki işsizlere rica etmiş...
Fazla da para vermiş...
Köyün gençleri kazansın diye...
Kimse oyun masasından kalkmamış...
O da Saathane Meydanından adam almış ve üçte bir fiyatına samanını boşalttırmış...
Dün gazetemizin Seri ilanlar sayfasında tam 15 adet Eleman aranıyor ilanı vardı...
Vasıfsız eleman başlığındaki ilan dikkatimi çekti:
Kapı imalatında çalıştırılmak üzere 35 yaşını aşmamış personel alınacaktır
Reklam ve Halkla İlişkiler Müdürümüz Müyesser Yağlıya ilanın ne zamandan beri yayınlandığını sordum...
4 günden bu yana dedi...
Samsunun en çok okunan ve yaygın gazetelerini geride bırakan bir gazetesinde çıkan ilanın okunmadığını söylemek mümkün mü?..
İşyeri sahibi; ilanda telefon numarasını verdiği için, Ne iş yapacağını sorup kapatanın sayısını anımsamadığını söylüyor...
Bu örnekleri çoğaltabilirim...
Bir nesil, Günübirlik yaşamı tercih eder oldu...
Alınteri-emek kavramları anlamını değiştirdi...
Bu ülkede köşeleri dönmek öylesine kolaylaştırıldı ki,
herkes kestirmeden gidiyor...
Niye çalışsın ki?..
Şairin dediği gibi, Hava bedava, su bedava, bedava yaşıyoruz bedava...